İ. Kafesoğlu'nun isabetle tesbit ettiği gibi “Türklere ait hemen hemen bütün tarihsel ve kültürel miras adeta sahipsiz mal niteliğindedir. Dolayısıyla Türkler dışında herkes kendine mal etmektedir.”
Dinin ve esasen bilginin kaynağı sorunu için, vahiyden önce aklın geldiği fakat aklın tanrıyı bulmakla mükellef olduğu yorumu ise tipik bir Türk Tengriken aklı idi. Akıl tanrıyı bulmakla mükellefti. Vahiy olmasa da tanrı akılla bulunabilirdi. Vahiy ise ancak tanrının bir lütfu olarak görülmeliydi.... Nitekim vahye ihtiyaç duvmadan Tengri inancına ulaşan Türkler ile vahye rağmen tanrı inancı ve bu inancın getirdiği sorumluluk duygusuna sahip olmayan toplumlar olduğu da tarihsel bir gerçeklikti. Maturidi'nin dönemin koşulları içinde söyleyebileceği daha fazlası olamazdı.