“Dünyadaki bazı dinlerin, kendinin dışında kişisel bir Tanrı’ya inanmayanlara ateist demesi gibi, biz de kendine inanmayana ateist diyoruz. Ateist diye biz, kendi ruhunun yüceliğine inanmayana diyoruz.”
Ancak Platon’un gerçekliği açık bir şekilde ikiye görüşünün tersine, Plotinos’un düşüncesinde bir birlik anlayışı egemendir. Her şey birdir, çünkü her şey Tanrı’dır. Platon’un mağarasının en derindeki gölgelerde bile “Bir”in cılız yansımasını görmek mümkündür.
Var olan her şeyde tanrısal bir gizem olduğunu söylemek istiyorum. Ayçiçeğinin, gelinciğin böyle parıldadığını görebiliriz. Bir kelebeğin daldan havalanışında, bir balığın akvaryumda yüzüşünde, bu sınırsız gizemi biraz daha çok yakalarız. Ancak Tanrı’ya en yakınlaştığımız yer kendi ruhumuzdur. Bu büyük yaşam sırrıyla ancak ruhumuzda birleşiriz. Evet, ender de olsa, kimi zaman bu tanrısal gizemin kendimiz olduğunu hissederiz.
Epikuros, gayet basit bir şekilde, “ölüm bizi ilgilendirmez,” diyordu. “Biz varolduğumuz sürece, ölüm yoktur; ölüm olunca da, biz artık yokuz.” (Bu anlamda kimse kendi ölümünden acı çekemez.)