“Bilen lerle bilmeyenler hiç bir olur mu?” (Zümer, 39/9) diye soran Kur’an insanlara “Rabbim, ilmimi artır.” (Tâ Hâ, 20/114) diye dua etmelerini salık verir.
Yeryüzünde adalet, hikmet, dirayet ve merhametle hükmetmesi gereken yöneticiler, ancak kendi nefslerinin ha kikatine vasıl oldukları zaman liderliğin ve yöneticiliğin hakkını verebilir
ler. Kendini bilmeyen, dolayısıyla Rabb’inin varlığı ve hikmeti konusunda gafil olan kişilerin adalet dağıtması mümkün değildir. Kendini ve Rabb’i ni bilmek, insanın varlık içindeki yerini bilmesi ve ona göre amel etmesi demektir. Soyut bir felsefi aforizma gibi görünen “Kendini bilen Rabb’i ni bilir.” düsturu, toplum ve devlet hayatının temel rükünlerinden biridir.
Ellsworth Huntington, kendilerine sunulan imkân ve fırsatları kullanmayı bilmeyen toplulukların, medenîleşme sürecinin dışında kaldıklarını ve bu yüzden bu tür topluluklarda bir “fıtrî gerilik” bulunduğunu ileri sürer.