şüheda

Allah'ım ! Hakkı hak olarak gösterip ona tâbi olmayı nasip eyle, bâtılı da bâtıl olarak göster ve ondan yüz çevirmeyi nasip eyle
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Bu milleti, bir şeye inandırmadan ve onun taş gibi disiplinli ve alev alev ahlâkı etrafında toplamadan kurtaramazsınız !!
İkinci Dünya Harbiyle beraber dış itibarlarımız Türkiye'yi evvelâ "memur" 1950'den sonra "mecbur" 1960'tan beri de "mahrum" saymanın ifadelerini taşır. Hele son Kıbrıs işiyle beliren bu sonuncusu, evvela 134, sonra 64, daha sonra 50 yıldır aynada makyajını becermeye çalıştığımız Batılının, bizi ne nispette kendisine benzettiğine, kendinden saydığına ve benimsediğine, şaşmaz delildir.
Cumhuriyet devresinde, tam 5 yıl müddetle, düşmanlık bitmiş ve dostluk başlamış, yani öküz ölmüş ve ortaklık bitmiş ve tehlike mevzuu olmaktan uzak bir devletin, daha ziyade kayıtsızlık şeklindeki dış itibarına yol açmıştır. Buna, kıymetler bareminde görünmeksizin Batı dünyasınca makbûl olmanın dış itibarı diyebiliriz. Hizmetçilere tanınan hayat hakkı gibi bir şey...
Birinci Dünya Harbi içinde ve sonunda dış itibarımız, "müflis" den sonra "mahkum"a karşı alınan tavır olarak tecelli eder.