İçimde bir yer, bir oda bir çerçeve ya da bir kucak özlem duyuyor. Sana mı? Bana mı? Bilmiyorum.
Ne o odanın içimde nasıl oyulduğunu biliyorum, ne de o çerçevenin içindeki yanık yüzün kime ait olduğunu. Nasıl var olduğunu, nasıl bana aktığını, nasıl benden koptuğunu.. Hiçbir şey bilmiyorum.
İçimde bir yer, bir tabure bir ip, bir ayna bir son bakış beni çağırıyor.
Bir kayboluş, bir soluş.. ardınca gelen dalgasız derin saçlar; hepsi bir gidişe feda oluyor.