Bolluğu yeryüzünün armağanlarını birbirinize alıp vermekte bulacak, hoşnut olacaksınız.Ancak sevgiyle ve müşfik bir adaletle yapılmazsa bu alışveriş, kimilerini açgözlülüğe sürükler , kimilerini de açlığa.
Çünkü gönülsüz pişirilen ekmek acı olur ve ancak yarısını giderir insanın açlığının.Eğer üzümleri istemeye istemeye ezerseniz , gönülsüzlüğünüz şaraba zehir katar. Eğer melekler gibi şarkı söyler ama şarkı söylemeyi sevmezseniz, insan kulağını günün ve gecenin seslerine kapatırsınız.
Fakat değil mi ki yemek için öldürmek, susuzluğunuzu gidermek için yeni doğandan ana sütünü çalmak zorundasınız , o halde yiyip içmenizi bir tapınma eylemine çevirin.
Çoçuklarınız sizin çocuklarınız değil.Onlar Hayatın kendine duyduğu hasretin oğulları ve kızları.Onlar sizin sayenizde gelir ama sizden değildir.Onlara sevginizi vere bilirsiniz ama düşüncelerinizi değil...Zira kendi düşünceleri var onların.