B

Ne yapacaksın, gönül kuşu diye bir kuş cinsi var; hangi dala konacağını bilemezsin ki.
Sayfa 190·Kitabı okudu
Reklam
Unutmak olmazsa insanoğlu nasıl yaşardı bunca acı ortasında. Ya hatırlamak! Evet, o da var. Ömür böyle geçiyor işte; kâh unutup, kâh hatırlayarak.
Sayfa 146·Kitabı okudu
En iyi ilaç: Güler yüz, tatlı söz.
Sayfa 144·Kitabı okudu
Medeniyetimizi oluşturan manevi dinamiklerin dışa dönük zâhiri bir zenginlik ve gösterişi değil; içedönük bir derinlik ve yüceliği hedef aldığını söyleyebiliriz. Bu bir bakıma zâhire nispetle bâtını kıymetli kılar. İlkeler böyle belirlenince; medeniyet unsurları da bu ilkelerden neşet eden nispetlere, gelişmelere, biçimlere ulaşır. Mesela evleri ele alalım. Bu evler sokağa değil, avluya bakar. Sokağa dönük yüzünde, insan boyunu aşan duvarlarında pencere dahi yoktur. Çokluk taştan yapılır ve sağırdır. Sokağa bakan kafesli pencereler bu taş kısmın üzerinde yükselen ikinci katta bulunurlar. Evet, ev bahçeye, yani içe açılır. Burası mahrem bir alandır. Çiçek, meyve, sebze, havuzda su ile bir bakıma tabiatın devamıdır. Güzel ve ferahtır. Saydığımız unsurlarla tezyin edilmiştir. Evin dış görünüşü sade ve vakurdur. Tezyinat evin içindedir. Oymalar, ahşap bezemeler, göbekli geçmeli tavan süsleri, yüklük ve çiçeklikler hep bu iç güzelliği hedef alır.
Sayfa 72·Kitabı okudu
Bizim sevmediğimiz kimse yoktur. Belki gönlümüze biraz serin gelenler vardır.
Sayfa 64·Kitabı okudu
Reklam