Kaç tane ben var bu hayatta?
Ailemin tanıdığı ben, arkadaşlarımın tanıdığı ben, tek başımayken olan ben... Daha doğrusu hangisi gerçek ben? İnsanlar; kendi hayattaki deneyimleriyle, düşünceleriyle bana bir etiket takıp sonra da beni tanıdıklarını iddia ediyor. Tıpkı Moscarda'nın , karısı için saf, tatlı Genge iken geri kalan insanlar için acımasız bir tefeci olması gibi. Peki hangisi gerçek Moscarda? Benim bir hareketim, bir bakışım, birine kibirli gelirken bir başkasına tatlı gelebiliyorsa eğer, doğru olan kanı hangisi? Keza ben de etrafımdakileri kendi deneyimlerimle yargılıyor, onlara etiketler veriyor ve kolayca onların -içedönük, girişken, vurdumduymaz gibi karakterleri hakkında kesin kanılara varabiliyorum. Peki bunlar sadece benim anlayışımsa; aklımdaki kişinin, karşımdaki kişinin gerçek benliğiyle uzaktan yakından alakası yoksa en yakınım dediğim insanlarla aramda ne kadar bir mesafe var? Ya da beni sevdiğini iddia eden insanlar aslında sadece kafalarında kurdukları beni sevmiş olmuyorlar mı? Moscarda bu tarz düşüncelere kapıldıktan sonra başkalarının kafasındaki Moscardaları yok etmek gibi bir çabaya soyunmuş ve günden güne artan bir deliliğin kapılarını aralamıştı. Ben ise bunları düşündüğümde, kendini anlatmaya çabalamanın anlamsızlığını düşünüyorum ve içimi bir bıkkınlık kaplıyor. En yakınım dediğin kişinin bile seni hiçbir zaman anlayamayacağının tekrar tekrar farkına varmak oldukça can sıkıcı. Sartre'ın Bulantı kitabını okurken hissettiğim duygulara büründüm yine. Huzur bozan kitaplar bunlar. Ama bayılıyorum.