spoiler alert Bazı bloglardan beğenmedikleri Snow'un yaşadığı onca şeyin kitabın sonunda hiçbir anlamı olmadığını söyleyen yorumlar okumuştum. Ama bence tam olması gereken şekilde yazılmış. Sonuçta zaten Açlık Oyunları serisinden Snow'un gelecekteki halini biliyorduk, bu kitapta önemli olan hangi olaylara hangi bakış açısından bakarak Snow'un "Başkan" Snow'a evrileceğiydi. Ki bunu da güzel bir şekilde yansıtıyor.
İlk Açlık Oyunlarının daha insancıl bir arenada olması, muttaların çok kullanılmaması -kitaptaki onuncu açlık oyunlarına kadar hiç kullanılmamışlardı mesela- Katniss'in durumuna göre çok daha iyi olsa da haraçlar oyunlar başlayana kadar çok kötü şartlar altında tutuluyormuş, ki mediikal ihtiyaçlarına dahi bir doktor yerine veteriner bakıyormuş; haraçların (mıntıkalıların) Başkentlilerin gözünde tam manasıyla hayvan olduklarını direkt göstergelerinden biriydi bu. Yani tamamen Katniss dönemi daha iyi ya da 50 yıl önce daha iyiymiş diyemiyoruz. Öte yandan oyunları oyun yapan bir çok elementte Snow ve sınıf arkadaşlarının rolü olduğunu öğrendik.
Her olayda bir sürü perspektif var ve Snow her ne kadar Katniss'e yakın denilebilecek olaylar yaşasa da daha rasyonel bir karakter, duygularıyla hareket etmiyor pek ve çocukluğu Katniss aksine nesillerdir süren bir sefalet içinde değil savaşa kadar varlık içinde geçmiş birisi. Buna ve ailesini elinden alıp sefalete mahkum olmalarına sebep oldukları için mıntıkalardan zaten nefret eden biriydi ve nefreti Başkentin kendisini de kontrol ettiklerini fark ettiğinde değişecek değildi. Sonuçta Başkent ona belli başlı özgürlükleri ve temel güvenlik duygusunu sağlarken, 12. mıntıkadayken sürekli arkasını kollaması gerekiyordu. Doğal olarak Başkentin 'Big Brother' havasını mıntıkalara tercih edip olaylara Başkentten yana