Nusret baba ve 4 kızı Bismillahirrahmanirrahim Yoksa, insanları; Allah’ın lütfundan kendilerine verdiği şey dolayısıyla kıskanıyorlar mı?...(Nisâ, 4/54) Nusret Baba 4 kız babası fakat erkek çocukta bizim kız çocuğuda bizim diyip Allaha verdiği akit için koşturup duran bir anadolu insanı gönlü duru aynası saf ve temiz olanlardan hani Ayhan hanım ise tipik bir ev hanımı sabah koştur akşam yemek hazırladur dur hele dur Ayhan hanım biz Cenabı Hakkın rızası için yürüyelim o bize gölge olur istanbul kuzguncukta oturan bu ailenin Allah herkese güzel güzel çocuklar nasip etsin 4 te kızı var hani birbirinden güzel bir maşAllahınız var ise alırız hani nazar değmesin kızlarının ismi hitap bitap sonnur ilknur en son çocukta anne biraz yorgun ve bitap düştüğünden dur bey üstüme gelmeee Aaaa yeter artık bu kadar çocuk yoruldum deyip adını bitap koymuşlar hitap ismini sen evin ilkisin kardeşlerini koruyup gözetecek İlk hitab en büyüğe aittir diyip bu ismi uygun gördüler baba Nusret ellerinin ekmek kokusu ile gelip yetişti hastaneye ve o ekmek kokusu ile dokundu yeni doğan çocuğa o tarihten itibaren bu 4 kızın üzerinde bir bereket sonsuz bir gül kokusu vardır derler Nusret Baba hep şöyle derdi en büyük nimet bir aileye sahip olmaktır en büyük hükümdar ise ailenin kıymetini bilendir çocukları şekere değil güzel söz duymaya alıştıralım Hayat baştaki yazıdır Mutluluk mu?, iyi bir yemek ve iyi bir kadın ya da kötü bir kadın. Bu, sizin ne kadar mutluluğu kaldırabileceğinize bağlıdır. Sherry Argov Hikaye karayip adalarının lüx gemilerinde başlar kahramanlarımızdan biri samim 45 yaşında o ada senin bu ada benim diye diye rüya adaları gezip görmekten bir türlü evliliğe vakit ayıramamış diğeri ise Alim 30 yaşında beni yalnız bırakın gölge etmeyin sadece kitap okumak dünyayı dolaşmak
1000Kitap
Fanny Fern, Leaves Fern, 1854
Bu kasvetli hastane koğuşunda bir masa, iki sandalye ve bir örümcek ağı dışında görülecek hiçbir şey yok; nabzım bir lokomotif gibi hızla atıyor; başım demirle sarılmış gibi zonkluyor; ağzım çöldeki Ishmael'inki kadar kuru; ulaşabileceğim bir zil ipi yok; güneş, perdesiz pencerelerden içeri giriyor, kirpiklerimi yakacak kadar sıcak; tüm özel mektuplarım masanın üzerinde dağınık duruyor ve kafama bir Colt tabanca dayasanız bile onlara ulaşamam. Tüm erkek arkadaşlarım (?) muhtemelen Broadway'de dolaşıyorlar, "Sherry Cobbler"[şekerli, narenciye kokteyli] içiyorlar. Bir Sherry Cobbler!🍹... Ne lüks! Sanırım bu düşünceyi bana Şeytan fısıldıyor. Sanırım doktor yakında gelir; büyük, görkemli bir Aesculapius (tıp tanrısı), baykuş suratlı, altın başlı bastonlu, kahin sesli, kalpsiz ve duygusuz; önce bileğimi muayene edecek, sonra dilimin enlem ve boylamını alacak; sonra kaburgalarıma yumruk atacak ve Assembly's Catechim'deki (dini ilmihal) sorulardan daha fazla soruyla beni ezecek; sonra, hiyeroglif gibi bir yazıyla ihtiyacımdan beş kat fazla ilaç reçete edecek; sonra, bunun parasını ödemek zorunda kalacağım; sonra, onda bir ihtimalle, eczacının çırağı yanlışlıkla zehir koyacak! Sezar! Başım dönüyor; Hipodrom yarışı bunun yanında hiçbir şey! Sus! Doktor geliyor. Değil! Bu küçük, iflah olmaz velet, ev sahibimin gözdesi, yepyeni bir davuluyla (ben bir günahkarım) çarmıha gerici bir ritim çalıyor. Keşke ona atacak bir çizme çekici olsaydı. Hayır! Bu işe yaramaz: annesi bana yulaf lapası pişirmez. Ona huzur için altı peni rüşvet vereceğim. Küçük Yahudi embriyosu! Çeyrek peniden azını kabul etmiyor! Küçük bir önlükle böbürleniyor! Ben, Tom Haliday, çoraplarımla altı fit boyundayım! Çıldırmak üzereyim. __"Doktor geliyor!" Bırakın gelsin. Soğuk bir misyoneri
Alıntı
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
ŞARABA GENEL BİR BAKIŞ
Şarap, üzüm suyunun mayalanmasıyla elde edilen, köklü bir geçmişe sahip ve dünya genelinde sevilen bir içecektir. Farklı kültürlerde önemli bir yere sahip olan şarap, kendine has özellikleriyle ve çeşitleriyle dikkat çeker. ​Şarap Çeşitleri ​Şaraplar, yapımında kullanılan üzümün türüne, üretim sürecine ve bölgesine göre çeşitli kategorilere ayrılır. En bilinen şarap çeşitleri şunlardır: • ​Kırmızı Şaraplar: Koyu renkli üzümlerin kabuklarıyla birlikte mayalanmasıyla elde edilir. Bu işlem şaraba rengini ve tanenini (ağızda kuruluk hissi veren bir bileşen) verir. Cabernet Sauvignon, Merlot ve Pinot Noir gibi çeşitler en popüler kırmızı şaraplardandır. • ​Beyaz Şaraplar: Genellikle açık renkli üzümlerden yapılır ve üzüm kabukları fermantasyon sürecine dahil edilmez. Bu şaraplar daha hafif ve asidik bir yapıya sahiptir. Sauvignon Blanc, Chardonnay ve Riesling, en yaygın beyaz şarap çeşitlerindendir. • ​Roze (Pembe) Şaraplar: Kırmızı üzümlerin kabuklarıyla kısa bir süre temas etmesiyle elde edilir. Bu, şaraba pembe rengini verir. Roze şaraplar, kırmızı ve beyaz şarapların arasında bir tada sahiptir. • ​Köpüklü Şaraplar: İkinci bir mayalanma süreciyle içine karbondioksit gazı hapsedilen şaraplardır. Bu durum, şaraba kendine özgü kabarcıklı yapısını kazandırır. Şampanya, Prosecco ve Cava gibi çeşitler bu kategoriye girer. • ​Tatlı (Dessert) Şaraplar: Mayalanma sürecinin durdurulması veya üzüm şekerinin yoğunlaştırılmasıyla üretilirler. Adından da anlaşılacağı gibi, yemek sonrası tatlılarla servis edilmek için idealdir. • ​Güçlendirilmiş Şaraplar: Üretim sürecinde alkol eklenerek alkol oranı yükseltilen şaraplardır. Porto, Sherry ve Madeira bu gruba örnektir. ​Şarap, sadece bir içecekten öte, birçok kültürde bir sanat ve sosyal bir ritüel olarak görülür. Şarap kültürü, şarabın
Naçizane tavsiye ettiğim filmler..
Fatih akın - Paramparça Jane Campion - Piano Houman Seyyedi - 3.Dünya Savaşı Soner Caner - Mukavemet Mohammed Rasoulof- Şeytan Yoktur Ari Aster - Ritüel Sergei Paracanov - Narın Rengi Rene Laoux - La Planete Sauvage ( Vahşi Gezegen ) Orhan Eskiköy -İki Dil Bir Bavul Sherry makhmalbaf - Elma Mohammed Ben Attia - Seni Seviyorum Hedi Simone Manetti - Barış Gelini: Pippa Bacca
Film
"Empati Yoksunu"
Sherry Turkle göre sohbetle edinilen yüz ifadesi okuma pratiğine yoksun oldukları için empati kurmakta zorlanan bir nesil yetişmekte.
Alıntı
Seyyid Ömer Londra'dayken Regent's Park Camii'nin imamı bir şeyden dolayı paniğe kapılarak onu aramıştı. “Ciddi bir sorunumuz var ve yardımınıza ihtiyacımız var. Ne yapacağımızı bilmiyoruz! Bizimle gelir misiniz?" dedi. Seyyid Ömer'i Harley Caddesi'ndeki bir muayenehaneye götürdüler. Doktor ellili yaşlarının sonuna gelmiş, yaşlıca bir beyefendiydi. Habib onunla oturdu ve "Size nasıl yardımcı olabilirim" diye sordu. Doktor şöyle dedi: "Senelerdir birçok Müslümanı tedavi ettim ve onlar vesilesiyle İslam'ı çok sevdim ve büyük hürmetim var ve hak din olduğuna inanıyorum ve Müslüman olmam gerektiğine inanıyorum." Seyyid Ömer, “Bu çok güzel. Peki, sorun ne?” dedi. İmam, Seyyid Ömer'e dönerek, "Şunu duyana kadar bekle!" der gibi bir bakış attı. Doktor şöyle dedi: "Bir Müslümanın günde beş kez namaz kılması gerektiğini biliyorum. Ama ben yaşlandım ve eski hayatıma aşırı derecede alışmış durumdayım, ayrıca işim gücüm de çok yoğun. Eğriye eğri, doğruya doğru; size günde beş vakit namaz kılma garantisi veremem!" Seyyid Ömer, "Evet; devam edin" dedi. Doktor devam etti: "Ayrıca Müslüman olan birinin Ramazan orucunu tutması gerektiğini de biliyorum. Ben oruç falan tutamam; iki kere iki dört..." İmamın Seyyid Ömer'e bakışı bu kez, “Ne demek istediğimi anlatabiliyor muyum?" bakışıydı. Seyyid Ömer, "Ekleyeceğiniz bir şey var mı?" dedi. Cânım doktor, şöyle dedi: "Evet, var. Ben son 30 senedir her akşam muhakkak bir kadeh sherry içerim. Bunun çok ciddiyetsiz, çok manasız olduğunu da, Müslümanların içki içmeye izni olmadığını da biliyorum ve yine bütün dürüstlüğümle ifade edeyim, sanırım akşam soframı falan da bırakamam ben... Üzgünüm." Seyyid Ömer yine, "Peki bundan başka bir şey var mı?" dedi. Doktor, "Hayır, sanırım hepsi bu. Ne öneriyorsunuz?" Seyyid Ömer şöyle dedi: "Beş