Farz et ki yanında, avuçlarının serinliği ellerinin sıcaklığına karışıyor. Gözlerinde eriyor gözlerin. Sana istediğin, beklediğin en güzel şeyleri söylüyor. Seni sevdiğini, sensiz edemeyeceğini, inanacak mısın? Hayır değil mi? Çünkü seni sevmediğini ve sevmeyeceğini biliyorsun. Birbiriniz için yaratılmamamışsınız. Apayrı dünyalarınız. O hep yalan söylüyor sana. Sen nasıl yıllardır onu aramış ve bulmuşsan o da bir başkasını arıyor. Belki yarın bulacak, belki de hiç bulamayacak. Ne değişir? Sen değilsin onun aradığı. Boşuna aldatma kendini. Gülüşlerinden, bakışlarından ya da gelişigüzel söylediği şeylerden bambaşka bir mana çıkarmaya çalışma. Bu gelen o değil diyorum, anlasana. O hiç gelmeyecek sana. Daha çok bekleyeceksin. (…) Görüyorsun ya, ona bir an içinde olsa seni kaybetmenin acısını tattırmayacaksın. Çaresizliğin bu kadar derin işte!
Bir dost eli mi uzandı sana? İnanma! Seni mi övüyorlar? Güvenme! Sevilen, alkışlanan sen değilsin aslında. Her insan senin o dolu dizgin yaşantında kendisini buluyor, kendisini seviyor. Sen onlar için, yapmak isteyip de yapamadıklarısın. Şiirlerin söylemek isteyip de söyleyemedikleri.