sonra beni kanatlarımdan yere çakan bir hıçkırığa
rastladım. sanırım, yooo yoo eminim, ben kendi
yankısıyla kendi tanrısını kaybetmiş bir meleğim. acılar
bir beden fazla geliyor kanatlarıma. ve bir beden küçük
geliyor kedere .. kedere mesafesiz adımlarla yürürken
bağışlandım. suçlanarak bağışlandım. bağışlandım hiç
sevmeyerek. çarşaflar boyu kimsesiz bir melek olarak
kaldım. yaptığım yaşama karşı kasıtsız bir hakaretti.
kendi gölgesiyle savaşan biri ışığı nerede bulmuşsa
yolculuğunu geceyle ve o ışıkla kutsamalı. bunu
yapıyorum işte; bir delinin rüya duvarını örüyorum.
falların yarattığı kentlere gidiyorum, tebeşirle karalanan
bir sözcüğün kederine.
tüm kalbim olan sen, gölün içindeki sesin
dudaklarımdaki yaraları iyileştirdi.