Yeni Türkü

Hızla ve somurtarak yiyorlar , tek tük konuşuyorlardı; Martin yemeğini yiyip ettikleri laflara kulak verirken onlardan ne kadar uzaktaşmış olduğunu gördü. Küçücük zihinsel kapa­ sitelerinden bunaldı, uzaklaşmak için can attı. Bu yüzden de iç bayıltıcı hale gelen yarım yamalak kahvaltısını en az onlar kadar hızlı tıkındıktan sonra mutfak kapısından çıkarken rahat bir nefes aldı.
Sayfa 163·Kitabı okuyor
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Akşam aynanın karşısına geçince "Latinceyle ne işin var?" diye sordu. "Ölüler mezarlarında kalmalı. Neden bana ve içimdeki güzelliğe onlar hükmetsin? Güzellik canlıdır ve ölümsüzdür. Diller gelir geçer. Onlar ölülerin tozudur."
Sayfa 134·Kitabı okuyor
Aynadaki görüntüsüne, "Seni salak!" diye bağırdı. "Yazmak istedin, yazmaya da çalıştın ama yazacak hiçbir şeyin yoktu. İçinde ne var senin? Bazı çocukça kavramlar, birkaç az pişmiş duygu, çokça sindirilmemiş güzellik, kos­ koca ve kapkara bir cehalet, aşkla yanan bir yürek ve aşkın kadar büyük, cehaletin kadar naf i le bir tutku. Yazmak istedin! Neden, çünkü hakkında yazabileceğin bir şeye baş­ lamak üzeresin. Bir güzellik yaratmak istedin, ama güzellik hakkında hiçbir şey bilmezken nasıl yapacaksın bunu? Hayatın temel nitelikleri hakkında bir şey bilmeden hayat hakkında yazmak istedin. Dünya senin için bir Çin bulma­ casıyken ve varoluş düzeni hakkında yazabileceğin tek şey, onu hiç bilmediğinken, sen tutmuş dünyayı ve varoluş düze­ nini yazmak istiyorsun. Neyse, hadi biraz neşelen oğlum Martin. Ona da sıra gelecek. Az, hem de çok az biliyorsun ama daha çok bilmeni sağlayacak doğru bir yolda gidiyor­ sun. Eğer şansın yardım ederse, ileride bir gün bilinebilecek her şeyi bilirsin. Sonra da yazarsın."
Sayfa 127·Kitabı okuyor
Fakat Martin yücelerden inmedi. Yapılan imanın terbi­yesizliği bile onu dünyaya geri getiremedi. Öfke ve incinme, o an bulunduğu yerin çok altındaydı. Muhteşem bir görüm yaşıyor , kendini bir tür tanrı gibi hissediyor ve şu böcek adam için ancak derin ve korkunç bir acıma duyabiliyordu. Ona bakmadı, gözleri onun üzerinden geçti ama onu görme­di
Sayfa 118·Kitabı okuyor
Bu fikirlerini Ruth'a ifade etmek için çabalarken onu şaşırtıyor , Martin'e daha çok şekil vermek gerektiği düşün­ cesinin kızda iyice yerleşmesine neden oluyordu. İnsan denilen yaratığın zihninde yer etmiş olan; kendi renginin, inancının ve siyasetinin en doğrusu, en iyisi olduğuna ve dünyanın dört bir yanına dağılmış diğer tüm insanların kendisinden daha talihsiz konumlara sahip olduğuna inan­ masını sağlayan o yaygın dar görüşlülük, Ruth'da da vardı. Eski çağlarda kadın olarak yaratılmadıkları için Yahudilerin Tanrı'larına şükretmesini sağlayan, modern dönemdeyse başka tanrıların yerine yeni bir tanrı koymak için misyoner­ leri dünyanın en ücra köşelerine gönderen şey, işte bu dar görüşlülüktü. Ruth'un hayatın farklı bir köşesinden gelmiş bu adama biçim verip, kendi köşesinde yaşayan adamlara benzetme arzusu da yine aynı dar görüştülükten kaynakla­ nıyordu.
Sayfa 86·Kitabı okuyor