Herkese merhabaaa!
Dün başladığım distopik evrene bugün kısa süreliğine veda etmiş bulunmaktayım. (Yani en azından ikinci kitaba başlayana kadar.)
Öncelikle Tırpan'a bayıldım. Yani normalde distopik kitaplar beni yorar, okumakta zorlanırım ve bu sebeple de bütün okuma zevkim ve keyifsiz bi şekilde sadece başlamışken bitirmek için okurum. Ancak Tırpanda böyle olmadı. Kolay okunan, akıcı diliyle ve merak uyandıran konusuyla beni içine çekti ve 1 günde bitirdim. Maraton kitabımız olmasaydı çoktan ikinci kitaba geçmiştim ama diğerlerinin bitirmesini beklemem gerekiyor :(
Peki bu kadar severken neden 9 puan (4,5 puan) verdim? Çünkü devam kitaplarında kurgunun daha güçlü olayların daha etkili olmasını umuyorum ve bekliyorum. Eğer bu kitaba 10 verirsem kalan 3 kitaba ne kalır?
Kitapla ilgili spoiler içerebilecek fikirlerim:
-Öncelikle Faraday diye bi gerçek var. Resmen sırf onun için okudum desem belki bi tık abartmış olurum ama o da önemli bir etkendi. Malum sahnede ve sonrasında o olmadığı için okuma isteğim biraz kaçtı ve içim buruk bi şekilde okumaya devam ettim.
-Rowan ve Citra bana o kadar geçmedi hatta bazı yerlerde onlara uyuz oldum. Umarım devam kitaplarında güçlü bi karakter gelişmesi gösterirler.
-Gerald seni tanıdığıma çok mutluyum lütfen kalan 3 kitapta da bizimle yolculukta kal.
-Possuelo çok tatlıydı umarım Citra ile tekrar karşılaşırlar (ship)
-Volta'nın kendini devşirmesi beni kahretti. "Seninle tanışmak bir şerefti Shawn Dobson"
TırpanNeal Shusterman · Juno Kitap · 2024979 okunma
Her zamanki gibi harika bir kitaptı. Çapraz okuma yaptığım için ve araya kitaplar sıkıştırdığım için biraz uzun bir sürede okudum ama yine de harikaydı! Kesinlikle çapraz okuma yapılarak okunması lazım bu kitabın çünkü sonu o kadar iyiydi ki bir daha yeniden 6.kitaba başlamak istemezdim.
Özellikle bu kitaptaki aksiyon sahneleri ve plot twistler çok çok iyiydi. Aelin ve Rowan'nın arasının daha gelişmesi ve genel olarak her karakterin karakter gelişimini okumak zevkliydi. Fakat benim bu kitapta en çok hoşuma giden ship kesinlikle Elide ile Lorcan oldu. Bazı yerlerde Aelin biraz can sıkıcı olabiliyor onun nedeninin "main character" olayının cok abartılmış olduğundan olabileceğini düşünüyorum bence kesinlikle bu seri sadece tek bir ana karaktere sahip değil en az Aelin kadar güçlü ve derin karakterler var. Diğer kitapta bunu daha çok görmek isterim.
SPOİLİ YORUM
Son kitap benim için büyük bir hayal kırıklığıydı. Eva kitabın yarısına kadar hafıza kaybıyla dolaştı. Jacks ondan uzak durmaya çalıştı. Apollo, Eva'yı Wolf Şatosu'na tıktı. Her gün biri Eva'yı öldürmeye çalıştı böyle olunca Jacks onu kurtardı. Kendini savunmayı öğretti ama Eva bir türlü onu da beceremedi.
Apollo bir anda kötü karakter oldu. Jacks ve Eva arasındaki sahneler yetersizdi. Kaos'u ve LaLa'yı bu kitapta az gördük. Ben onların ship videolarını sıkça görüyordum. Dedim herhalde aralarında bir şeyler olacak. Hiçbir şey olmadı. Koca bir 0!!! LaLa'nın ilk aşık olduğu oğlan Castor'un abisi Dane'miş. Onun ve LaLa'nın ilişki durumunu okuruz dedim. O da yok!! LaLa ve nişanlısı ayrılmış neden mi? Yazmıyor... Bir de Jacks'in kalbi Eva'yı öperken yere düştü. Devamında ona noldu o da yazılmamıştı.
Kitapta full kötü karakterleri okuduk. Ama faydalı bilgiler de vardı. Mesela: Jacks nasıl ölümsüz olmuş? Jacks'e lanetleri yapan kim? En çok da "Jacks'in öpücüğü onu sevmeyecek ve Jacks'in kalbini attıracak bir kızı öldürmüyor." olayını sevdim. (Aslında Jacks bunu kitabın bir yerinde demişti. Ama tam oturmamıştı.)Çünkü Tella ölmemişti. Hadi Jacks o zaman karttan yeni çıktı güçsüzdü, Tella'ya aşık oldu dedim. Mantıklı da geldi ama sonra Jacks, Tella'yı hiç sevmediğini söylemeye başladı. Yine aklım karıştı. Aslında hikaye lanetinden dolayı Jacks'in laneti de çarptırılmış. Masalsı bir kitaptan bekleneceği gibi gerçek aşk laneti bozdu. Tıpkı Okçu'nun laneti gibi.
Aurora Valor ne kadar da cadaloz bir karaktermiş. Tüm lanetleri o yapmış. Nasıl bu kadar güçlü olabiliyor diye sorguladım. Sonuçta Okçu'nun lanetini Volar'lar iyileştirebiliyor. Öldüren öpücüğü neden iyileştiremiyorlar. Ben o öpücüğü ölümsüz olmanın bedeli olarak düşünmüştüm lakin öyle değilmiş.
Bu seriyi
Spoiler yok.
Kitap hakkında söylenecek çok fazla şey var ama her şeyden önce evren inşasına değinmek istiyorum:
Yazar evreni; dini, ırkları ve tarihi gibi açılardan gerçekten başarıyla işlemiş. Kitabın kendi politikası ve yönetim sistemleri okuyucuya geçiyor. Başarılı bir okur olmasının ona kazandırdıklarını gerçekten kalemine katmış. Çok masalsı anlatımı ve kendini okutma konusunda üstün yeteneği olan bir kalemi var. İlk başta anlamak zor olsa da kendimizi kitap üzerinde çok azıcık yoğunlaştırdığımız zaman kitabın evrenini anlayabiliyoruz. Ayrıca 5 ana karakterin bakış açısından da kitabı okumamız gerçekten çok güzel. Ben 3. kişi anlatımını seviyorum ve yazar kitaba bu anlatımı yedirmiş.
Her neyse kitabın konusuna gelecek olursak…
5 ana karakter dedim ama kim bu karakterler? Adını zehirli bir ahtapottan almış, ismini aldığı hayvan kadar zehirli bir dili ve sivri zekası olan Lunulata, kendi eksiklerini kabullenmekte zorlansa da insanların eksiklerini görmezden gelebilen Arklı bir komutanın oğlu olan temiz kalpli ve tek kollu Arm, bir insan olarak değil de silah olarak yetiştirilen Kayalı devşirme bir Ark askeri Dante, 50 yıl boyunca kürek çekme cezasına çarptırılmış güleryüzlü tutsak Beau ve Gezgin Şehir’de kendine bir yer bulmak için çalışıp didinen bencil ve hilebaz Hodbin. Kitap hakkında hiç fikri olmayan birisiyseniz ne diyor bu diyebilirsiniz. Ama okurken göründüğü kadar karmaşık olmadığını size temin ediyorum.
Uzak bir gelecekte bizim dünyamız sular altında kalmışken; insanlar adalarda farklı hırslar ve yaşam yolları geliştirmiş durumda. Herkesin bildiği üç kara parçası var.(Ada mı denir bilemedim) Ark, Gezgin Şehir ve çürüklerin barındığı lanet bir yer olan Kaya… Ark, (hafızamın azizliğine uğruyorum özür dilerim) isyancılara göz yummayan, vahşi askerler
Merhabalar) uzun bir fikir dökümü olabilir başlayalım,,,
_Baskı Yorumu_
Kitabı fuardan indirimli sayılabilecek bir fiyata aldım bundan ötürü kendimi nasipli adlediyorum normalde kitabın fiziki varlığına çok yorum yapmak tercihim değildir fakat yayın evinin tavrından ötürü görev biliyorum, yurt dışı baskısıyla birebir olması olumlu bir artı sayılabilir belki, iç dış yan boyama tasarımı kitabın havasına kurgusuna uygun ve güzel lakin sayfa kalitesi cidden kötü yırtılmasın diye çevirirken ekstra dikkat etmem gerekti ağırlığına bir katkısı herhalde vardır ama kıyas etmeden anlayamam. Çeviri yada cümle yapılarında bi iki harf hatası hariç beni rahatsız eden bir şey olmadı bin küsür sayfalık bir kitap için anlayışlı olabileceğim şeyler eğer çook kaliteli olduğu iddia edilip fiyatı absürt bir dille savunulmaya kalkılmasaydı eğer,,
_Kurgu Karakterler Genel_
Kitaba başladığım günden itibaren aralıklı okumalarla üç gün içerisinde bitirdim buna bakarsak kesinlikle akıcı bir dili var bu tarz kitapları okumaya alışıksanız sizi çok açık bir dil yapısı bekliyor evrenin barındırdığı kendine has ifadeler benim kafamı karıştırmadı.
Dil ve yazımın açık olduğunu kabul etsem de ilk üç yüz sayfa en yavaş okuduğum kısım oldu, fanfiction olduğunu bir kenara koyup fantastik bir kitap olarak ele aldığımda dark * etiketiyle beraber bile benim zevkime göre çok çok çok fazla gri bir kitap, krakaterleri olaylar akış hepsi renkten yoksun karamsar devamlılıkta, farklı beklentiler de vermeyen bir kıvamda. Bunun savaşı kazanan tarafın. yüce ölüm büyücüsü* ( çok komik bir takma ad kesinlikle) olması ve savaş, savaşın içinde hayat ' ölüm kalım mücadelesi savaş sonrası kaybeden taraf olarak ana karakterlerin yazılması olduğunu anlıyorum yine de benim için bunaltıcı olabilmesi kaçınılmazdı, bu
1. Akihiko keşke seni dövebilsem...
2.Minik şoklar yaşandı mlsf xd
3. Mafuyu ve Ritsuka ikilisini daha çok görmek istiyorum ltfn
4. Saçını kesmesi, gözyaşım pıt