BEN YOKKEN #kitapyorumu
"Bazen birini kurtaramazsın. Ama onun seni daha iyi bir insan yapmasına izin verebilirsin."
Serinin ilk kitabında Cemre, annesinin ölümünden sorumlu tutulduğu için ablası ve babasından nefret ve kötü muamele görüyordu. Babasından göremediği sevgiyi başka erkeklerde arayan Cemre, her yeni ilişkisinde daha büyük bir yıkım yaşıyor ve hatalarını tekrarlıyordu. Finalde yaşadığı trajik bir olay sonrasında ikinci kitabımız kendini bulma, geçmişin hatalarıyla hesaplaşma ve aşkla harmanlanmış zorlu bir iyileşme yolculuğunu anlatıyor.
Yazarın oldukça sarsıcı, duygusal yoğunluğu yüksek ve okuyucuyu empati yapmaya iten bir anlatımı var. Okuyucuyu sadece bir hikayeye ortak etmeyip aynı zamanda kendi hayatındaki geç kalmışlıkları da sorgulatıyor. Bu kitapla hikayeye yeni karakterler de dahil oluyor, onlardan biri Enes. O da tıpkı Cemre gibi parçalanmış bir ailenin kurbanı. Anne ve babasının birbirlerine duydukları tutkuya rağmen onu bir yük olarak görmeleri, Enes’i sokaklarda büyümek zorunda bırakmış. Enes’in hikayesi; hayal kırıklıkları, vicdan azapları ve Berrin’e olan geç kalmış sevgisiyle şekilleniyor. Özellikle Berrin’in veda mesajları, sevginin bazen iyileştirmekten çok geç kalınmış bir pişmanlık hissini çok etkileyici bir şekilde hissettiriyor. Okurken Enes'le birlikte nefesim kesildi. Sevdiğin birinin gittiğini, o çoktan toprağa verildikten sonra öğrenmenin ağırlığı... Bu bölümü asla unutmayacağım.
Cemre’nin defalarca aynı hataları yapmasına kızarken bir yandan da onun yaşadığı çaresizliğe ortak olduk. Umut dolu bir kapanışla da finali yaptık. Bir kadının sevgi arayışından sıyrılıp kendi varlığının huzuruna erişmesini konu alan güçlü bir dram. Eğer geçmişin gölgeleriyle nasıl savaşılacağını, insanın en büyük savaşının aslında kendisiyle olduğunu