"İnsanoğlu bir mekanizma içine hapsedilmiş olmanın acısını yaşıyor. Bu mekanizma insan değerlerinin tümünü tek bir değere (paraya, nakdî ödeme gücüne, iktisadî elverişliliğin tanınabilir yegâne elverişlilik olduğunu kabullenme boyutuna) indirgemek suretiyle yerküreyi kuşatma gücüne erişti."
"İnsanları yeryüzünde manevî zenginliklerle donatacak değerlerin ve onları yaşamanın anlamı konusunda bilinç sahibi kılacak ortamın da günden güne daha hızlı, daha yaygın yıkımını gözlemliyoruz. Dayanışma, sevgi, sadakat odakları çözülüyor, parçalanıyor ve nihayet hissiyat alanından tardediliyor. Bu tablonun pek yeni olmadığını, bütün olumsuzlukların sadece son gelişmelerin ürünü olmadığını söyleyenler çıkacaktır. Gerçekten, insanlığın acılarının "yeni" bir tarafı yok. Yeryüzünde acılar hep oldu. Ama insanlık hep hummalar içinde çırpınan bir manzara arz etmedi. Dünyanın tümünü kaplayan ve kapsayan çırpınış çağımıza, yüzyılımıza ait. Yeni olan acılar değil, acılar karşısındaki tutumumuzdur."
"yaşadığımız modern mağaralarda gizemin, büyünün, çakraların, evrene saldığımız pozitif enerjinin ve hiçbir dini öğretiye bağlı olmadan deneyimlediğimiz maneviyatın sıcaklığında kendimizi yeni okült inançların kollarına bırakıyoruz."