Bu gerçek dezavantajı, ilerleme ve yeniliğe yönelik modern tapınmadan kaynaklanıyor; acayip ve yeni olan her şeyin ilerleme olduğunu düşünür kendisi. Ona gidip büyükannenizi yemesini önerirseniz, bunu kamusal hijyen çerçevesinde, kremasyona ucuz bir alternatif gibi sunduğunuz sürece sizinle hemfikir olur. Yeterince hızlı ilerlediğiniz sürece, yıldızlara mı şeytanın katına mı doğru ilerlediğiniz onun için fark etmez.
"Tüm dünya ilk elden izlenimlerle değil de neyle dönermiş? Bundan daha gerçek ne olabilir? Dostum, şu dünyanın felsefesi olgular üzerine inşa edilmiş olabilir, fakat işler ruhsal izlenimlerle, atmosferlerle döner. Bir memuru neye göre işe alır veya reddedersin? Kafatasının çevresini mi ölçersin? Bir el kitabından fizyolojik durumuna dair bilgiler mi almaya çalışırsın? Sahi olgular doğrultusunda hareket ettiğin herhangi bir durum var mı? Hiç sanmam...”
"Modern hayatta, modern insanın tüm sanatsal varoluşu durağan bir durumda aramak zorunda kalması gerçeğinden daha üzücü bir unsurun olmayışı bizi sürekli şaşırtıyordu. Bir masal diyarına süzülüp gitmek istediğinde kitap okur; bir savaşın en hararetli anına ışınlanmak istediğinde kitap okur; yükselip cennete varmak istediğinde kitap okur; tırabzanlardan kaymak istese kitap okur...”