Seçicilik -bilinçli, dikkatli ve akılcı seçicilik- nasıl dikkat edeceğinizi ve sınırlı sayıdaki kaynağınızı en iyi şekilde nasıl değerlendireceğinizi öğrenmekteki ilk kilit adımdır. Ufaktan başlayın; idare edilebilir olandan başlayın; odaklı başlayın.
Zihninize, adınızı duymak kadar bariz bir uyaranın olmadığı durumlarda da canlanmayı ögretmeniz lazım. Yani Holmes'un tabiriyle, bir seyi görebilmek için önce neyi aradığınızı bilmek zorundasınız.
Geç modern benliklerde gözlemlenen artan "yorgunluk” -artan klinik depresyon ve tükenmişlik düzeylerinin ampirik olarak ölçülebilir yankılarını gösterdiği yorgunluk- büyük ölçüde (tamamıyla değilse de) tanınma mücadelesine dayandırılabilir; bu mücadele tabiri caizse her gün yeniden başlar ve güvenli boşluklar ya da platolar artık yoktur.
Ancak sosyal hızlanma süreci, sosyal değişimin nesiller arası olduğu hızdan nesil içi tempoya geçtikçe -"klasik moderniteden" "geç moderniteye" geçişle- tanınma mücadelesi de bir kez daha biçim değiştirir. Bugün rekabetçi oyunun içinde önceden ayarlanmış konumlara ulaşmak yetmez. (…) Tanınma, performansla uyumlu olarak dağıtılır. (…) Tanınma mücadelesi pozisyondan performansa kayar; tanınma artık yaşam boyu süren bir kazanım değildir, daha ziyade günlük bir meseledir. (…) Üstlenilen pozisyonlar sosyal itibarı elde tutma ve kazanma ihtimalleri için önemlidir -fakat pozisyonda kalacağınızdan asla emin olamazsınız ve bu pozisyonların yarın da kıymetli olacağını bilemezsiniz.
Konferansların ve makalelerin temposu ve art arda gerçekleşme hızı çok yüksektir ve daha kötüsü yayımlanan makale, kitap ve dergi sayısı o denli fazladır ki bu "Yayınla ya da yok ol!" çağında yaşayan yazarlar, iddialarını hakkıyla geliştirmek için yeterli süre bulamazlar; öte yandan okuyucu ve dinleyiciler de tekrar eden ve olgunlaşmamış yayın ve sunumlar denizinde kaybolurlar.