Yalnız olmaktan hoşlanan biri olduğumu, yirmili yaşlarıma girerken fark ettim. Bu, insanlardan hoşlanmadığım ya da onların verdiği uyarıcılardan bunaldığım anlamına gelmiyordu. Fakat ruh halim, yalnız geçirdiğim mutlak zamanın miktarına bağlıydı. Yeterince yalnız kalamamanın beni mutsuz ettiğini fark ettiğimden beri, fırsat buldukça yalnız kalmaya çalıştım. Yine de bu fırsatlar sık sık doğmadığı için, çoğu zaman yalnız kalacağım anı bekleyen birine dönüştüm.