İnsan bir yerde kendini bırakmalı
Hiçe saymalı düzenini dünyanın
Yaşamalı şöyle alabildiğine
Büyük delilikler yapmalı
İçmeli
Sevmeli
Küfretmeli
-ÜYO
tiktok.com/sibelalieninstagram.com/sibelalien
Hayatınızın senaristinin siz olduğunuzu kabul ettiğiniz zaman, yani yaşadığınız şeyin sorumluluğunu hissettiğiniz, hayata karşı, kendinize karşı HİSSETTİĞİNİZ her şeyin sorumluluğunu aldığınızda, onu değiştirme gücünü elinizde tutabilirsiniz.
Kafamıza nelerin girebilmesine izin veriyoruz? Neleri davet ediyoruz, neleri reddediyoruz?
Sürekli kötü hikayeleri kendimize davet edip, bir de içimizde pekiştiriyorsak, hayatımızın pek de istediğimiz gibi gitmemesinin de sorumlusu biziz. Hayatımızın nereye gitmesi gerektiğine, nasıl olması gerektiğine, neyin doğru, neyin yanlış olduğuna kimse karar veremez.
ALTIN SORU: Neden hikaye NEGATİF olunca gerçekçi oluyoruz gibi geliyor da, hikaye POZİTİF ve kendimizi yücelten bir şey olduğunda, kendimizi kandırmak oluyor?
Çünkü büyürken hocamızın, annemizin, babamızın, onun bunun kendi yaşadıklarından dolayı bize söyledikleri birtakım şeyleri NEGATİF şeyleri kabul ettiğimiz için ego “Haa, evet ben böyleyim…” dediği için.
Günlük hayatta, kendimizle sürekli bir diyalog hali zaten var. Başarılı bir diyalogla, başarısız bir diyalog arasındaki fark; kendimiz ile konuşurken hangi hikayeleri inanmayı seçtiğimiz.
Hayatla ilgili kendimizle ilgili söylediğimiz hikayeler:
- Bizi küçük düşüren,
- Kendimizi aşağılayan,
- Kendimizi sınırlandıran,
- Umutsuzluk destekleyen,
- Mutsuzluk destekleyen hikayeler mi?
YOKSA:
- Kendimizi yücelten,
- Kendimize karşı sevgi dolu
- Kendimizin sınırsızlığını savunan,
- Kendimizin gücünü savunan,
- Kendimizin yapabileceklerini savunan,
- Kendimizin yapmış olduklarını savunan hikayeler mi?
Öyle bir alışkanlık geliştirmişiz ki, kendimize iğrenç hikayeler söylediğimiz zaman bunu bir GERÇEKLİK olarak kabul ediyoruz. Kendimize iyi hikayeler söylediğimiz zamansa bunları kendimizi KANDIRMAK olarak algılıyoruz. Hakikaten çok komik yahu! Sonuçta ikisi de hikaye…