Derler ki hayatın altı ahlaki-etik ilkesi vardır. Nedir onlar? Bir, "Dua etmeden önce inan." diyor. İnanç, olacak. Bir hikaye var, çok hoşuma gider. Bir yerde yağmur duasına çıkmışlar. Bir kişi şemsiye götürmüş, onun hürmetine yağmur yağmış. Ötekiler yağmur duasına çıkıyor ama çıkıyoruz işte havasındalar. Yağmur yağar mı yağmaz mı belli değil. Ama bir kişi diyor ki; "Ya ben şemsiye alayım, yağmur duasına çıkıyoruz kesin yağmur yağacak." Bu kadar inandığı için yağmur yağıyor. İnanç olmadan olmaz.
Luis Aragon der ki:
"Sen de uzak ülkelerden dönüyorsun
ve bana bütün söyleyebildiklerin,
akşam evinin eşiğine oturmuş
serinleyen birinin
aklına gelebilecek düşünceler.
Peki, ne anlamı var öyleyse;
bunca yolculuğun."
"Bunca yolculuğu yaptıysan, evinin önünde oturan insanın aklına gelemeyecek şeyleri yaşamış olman lazım, daha zengin bir hikayeye sahip olman lazım." Biz de bir mücadele veriyorsak, bir ideal sahibi oluyorsak, bir fedakarlık yapıyorsak değsin ona. Herhangi bir şey yapmayan insanla geldiğimiz nokta atnı olmamış olsun. Madem mücadele vereceğiz, dikenine katlandığımız şey gül olmuş olsun.
Birazcık iyi niyetle birçok şeyi başarırız. Ama iyi niyet göstermekten de korkuyoruz; kandırılırız, aldatılırız, ihanete uğrarız diye. Varsın olsun. Sevmemekten daha kötü bir şey değildir ihanete uğramak. Aldatılmaktan daha kötü bir şeydir sevememek.