Bergwald'i ve Kayın Sokağını on dokuz yaşımda terk ettim. Geride Walser kasap hanedanının bir ana mağazası ve yedi şubesi, annem, babam ve kız kardeşim kaldı. Geride, alt çekmecesinde hâlâ acemi bir çocuk yazısı ile yazılmış olan mektubun durduğu yazı masası kaldı. Geride bu dünyanın tüm Heinselleri ve tüm Döllerleri, tüm Markowskileri ve tüm Tauchmannları kaldı.
Ve Schröder evi.
İşte çok uzaklarda olsam da söylüyorum seni sevdiğimi,
Ve günler geçtikçe beni nasıl değiştirdiğini
Kendimi kabul etmeme nasıl yardım ettiğini ve
Şunu da unutmayacağım eklemeyi,
Aşk asla boşa gitmez, hatta olsa bile zor aşk.
Evet bu zor aşk, ama aşk işte gene de
Bir düş ürünü değil, basit bir oyundan öte,
Ve adını hak eden tek mucize,
Çünkü çoğu kez yaşamlarını sağaltan aşktır zor aşk.
Günün birinde herkese benzer bir yetişkin olmak için geldiysek dünyaya, bu basmakalıp düşünceler kafamıza kolayca yerleşiverir. Onlar yerleştikçe de kafamız kocaman olur.