İnce Memed 1 – Dağları Delip Geçen İncelik
Neden bu kadar beklettim bilmiyorum. Bazı kitaplara çok geç kalıyorum sanırım:) Herşey zamanında olur deyip işin içinden sıyrılayım .İnce Memed'ime geçeyim.
Düşünün ki bir çocuk var; zayıf, çelimsiz, sessiz… Ama içinde volkan gibi bir isyan taşıyor. Kimseye belli etmiyor ama "Bu düzen böyle gitmez," diyor içinden. Sonra bir bakıyoruz, dağa çıkmış. Hem Abdi Ağa’nın korkulu rüyası olmuş, hem köylünün rüyası.
İnce Memed, gönlünde sevda, elinde tüfek, arkasında koca bir halk… Ve önünde uçsuz bucaksız Toroslar.
Konu aslında tanıdık: Ezilenler, ezenler… Yani bu seferki köylü versiyonu "bana dokunmayan yılan bin yaşasın"ın iflası. Çünkü o yılan gelip herkesi sokuyor. Memed, bu düzene "dur" diyenlerden. Ama bu "dur" bizim gibi bir tweet atmakla olmuyor, tüfeği kuşanıp dağa çıkmakla oluyor.
Bu dönem öyle bir dönem ki; ne mahkemeye gidip hakkını arayabiliyorsun, ne de sesini çıkarabiliyorsun. Çıkarırsan ya dayağını yiyorsun ya da köyden sürülüyorsun. Açlıkla, korkuyla, suskunlukla sınanıyor insanlar. Kadınlar sabah ezanıyla kalkıp tarlaya gidiyor, erkekler ağanın gölgesinde ezile ezile çalışıyor. Okul yok, yol yok, hak yok. Yani kimsenin başını kaldıracak mecali yok.
Ağalık Sistemi: Yerin dibine giresiciler..
Halkın sırtına binmiş, "Ben ağayım, bana çalışacaksın" diyen Abdi Ağa gibilerin sistemle dansı. Bunlar öyle tipler ki; birine tütün ektirir, sonra mahsulü alırken “Hadi canım, senin payın bu kadar” deyip adamın eline üç buğday tanesi verir. Adalet? O da Abdi Ağa’nın ceketinin cebinde kayıp.
Memed de "Ben bu ceket cebine sığmam" deyip yollara düşüyor.
Aşk, Dağ, Silah ve Şiir: Her Şey İçinde
Hatçe var bir de... Memed'in sevdiği. Ama bu sevda da kolay değil. Hem köyde namus diye dolaşan dedikodular var, hem de araya giren