Bu leyl-i gamda yine dili mahzun benim
Sessiz gecelere karışmış bütün efkârım benim
Ne dost sorar halimi ne bir hemdem var
Zamana emanet olmuş bu kalb-i nalanım benim
Karanlık uzasa da yolumdan dönmem ben
Bir ümit saklar içimde hala baharım benim
Felek ne çok sınadı bu sabırlı gönlümü
Çileyle yoğrulmuştur her bir imtihanım benim
Gönül istediği kadar arzu etsin şöhreti, şanı
Gönlümün savtına kulak vermez yazgım benim
Yaşasam da bu dünyanın zevk-i sefasını en derinde
Mutlu olmama razı gelmiyor mihnetim benim
Oysa gayem mutlu kılmaktır insanları bu cihanda
Kasvetin önünde boyun büktürmüyor davam benim
Felek ne denli sınarsa sınasın bu canı
Bu sabırdan doğan yarınki kuldur İstikbalim benim
Antik kentlerinden çıkıver yola
Dört yanını gez dolaş dur Aydın'ın.
Yorulduğun yerde vererek mola
Zengin mutfağına buyur Aydın'ın
...
Ne ekersen yetiştirir bu ova
Üstelik her biri bin derde deva.
Bağrını yakarsa sımsıcak hava,
Yüce dağlarına başvur Aydın'ın
Sözün bittiği yerde duramadı ruhum,
Suskunluktan yeni bir dil icat ettim.
Aşk yoksa bile, yok saymam sevgiyi,
Enkazdan yepyeni bir Dünya yarattım.
Cevap buldum her namerde ve sana
Bir damla ışık, bir yürek cesaret
Vicdan koptuysa, ben onu eklerim
Kalbimdeki köklerle yeniden yeşertirim.
-- Aşkı hâlâ güzel kılan tanımsız oluşudur En uzun üç harf! Ama, hayatın tanımını buldum ben: Beş duyu, beş kısa harf acıtıcı günah!
"1h 3k, herkes kendi kuyusu kadardır!"