Yabancılaşmak, insanın kendisine olan bir tavrı mıdır, yoksa herkesten kaçmak için kullandığı bir çıkış yolu mudur? Bence her ikiside. Şu an insanların büyük bir çoğunluğu yabancılaşmakta. Herkes herkesten kaçıyor. Yani bunu hepimiz bir çıkış yolu olarak kullanıyoruz.
“Ne olursa olsun, her şeyin anlamsız olduğu, her şeyden umut kesmek gerektiği düşüncesiyle nasıl kalır insan? Her şeyin anlamsız olduğunu söylediğimiz anda bile anlamlı bir şey söylemiş oluyoruz.” Umudu kesmek... Asla umutlarımızı kesmemeliyiz. Her kötü olayın bir iyi yanı vardır. Ayrıca anlamsızlık kavramıda biraz boş bir kavramdır. Hiçbir kelime hiçbir cümle anlamsız değildir.
Ana karakterimiz toplumdan uzaklaşan, herkes gibi olmayı reddeden ve reddettiği için dışlanan biridir. Kitapta insanın içine düştüğü durumdan dolayı yabancılaşması anlatılıyor. Kitapta beni en çok hüzünlendiren bölüm annesinden bahsedildiği bölüm oldu. Bana annemin ne kadar değerli olduğunu gösterdi ve hatırlattı.
“Mademki, yaşıyoruz, yaşadığımız sürece mutlu olmaya, sağımızda solumuzda mutluluk yaratmaya bakmalıyız. Mutluluk, bir yerde ve her yerde, hiçbir şey beklemeden dünyayı, insanları sevmekti.” Bu hayatı boş yaşamak istemiyorsak mutluluğumuz için yaşamalıyız. Sadece kendi mutluluğumuz için değil, çevremizdeki herkesin, sevdiğimiz herkesin mutluluğu için yaşamalıyız. Yoksa ömrümüzün sonuna kadar somurtan, mızmızlanan ve boşa yaşayan insanlar oluruz.
Yazarın üslubu ve kullandığı dil insanları etkileyecek ve hayatı sorgulatacak tarzdaydı. Betimlemeleri, tasvirleri sanki o anı yaşıyormuşcasına belirtiliyordu. Bu kitap benim yazarın okuduğum ilk kitabıydı ve benim herkese önerebileceğim bir kitaptı.
“İnsan madem ki ölecektir, bunun nasıl ve nerede olacağının bir önemi yoktur.”
“İnsan eninde sonunda her şeye alışır.”