Her şeyi bilerek, ama çoğu şeyi bilmeyerek hedefe girersin. Girmek zorundasındır çünkü. Sonra ölürsün, ama nasıl öldüğünü bile bilemezsin.
(...)
Gerçekler acıdır arkadaş.
Acıtır kanatır insanı, ama mutlaka iyi gelir.
Doğru hüküm verme yeteneğini Allah ancak hak edene verir.
Gerçeğin acılığına katlanamayanlar ise yalanın bataklığında boğulur.
En meşum, en ikircikli, en anlaşılamaz, anlayamayacağınız anlarda mektuplarınız göğsümüzde; bayraklarımızın, künyelerimizin, el bomba- larımızın, mermilerimizin yanındaydı. Bizim için alışıldık, ama sizin için hiç alışılmadık o anlarda, örneğin öte odadaki ağır yaralı bir teröristin iniltilerini duyarken, mermi yiyip mermi atarken, bomba yiyip dururken, sizden gelen yiyecekleri yiyip içecekleri içerken gönderdiğiniz o mektup- ları okuyor, çizilen resimleri birbirimize gösteriyorduk.
O kadar önemliydiniz ki bizim için, sizi o kadar çok önemsiyorduk ki... Ama bizi bir dönem yalnız bıraktığınızı da biliyorduk!
Olsun, artık biz o mektuplarda sizi yanımızda hissediyorduk.
Hele bir de o yuva sıcaklığında pişirip bize gönderdiğiniz, bizim de so- ğuk bir odada ve soğuk bir karanlıkta yediğimiz soğuk, ama soğuk oldu- ğu kadar sıcak yiyecekler yok mu? Biz onlarda sizi bulduk.