Yazar, kitapta olanları kendi ağzından anlatan kahramanımızın rutin hayatına ansızın giren ve hayatının bir parçası olmayı geçmiş, artık hayatı haline gelmiş bir kadınla olan ilişkisini ele alıyor.
Marianne, anı yaşamayı benimsemiş tasasız bir kadın. Kahramanımız zaman zaman bundan rahatsızlık duysa da, (çoğu zaman sevgili olup olmadıklarını, onu sevip sevmediğini veya fikirlerini önemseyip önemsemediğini bilememekten yakınıyor) Marianne'nin hayatının tam ortasına gelip kurulmasına engel olamaz. İnişli çıkışlı bir ilişki ve kaçınılmaz bir ayrılık sonrası kahramanımız kendiyle başbaşa kalır ve olanları sorgular. Tam Marianne'siz bir hayata alışacakken Marianne çıkagelir ve olaylar başa sarar.
Yazar, herkesin belki biraz kendinden bir şeyler bulabileceği bu eseri esprili bir şekilde kaleme almış.
Bu kitabı, en sevdiğim yazarlardan olan Erlend Loe'nun bir solukta okuduğum diğer kitapları Doppler ve Bildiğimiz Dünyanın Sonu ile karşılaştırmam mümkün değil çünkü bu kitap Erlend Loe'nun ilk romanı!
Kısa ve soluksuz okunacak bir kitap, ilgilisine tavsiyemdir!