"Kimin güvenli olduğunu ya da kime ait olduğunu bilmemekten kaynaklı olarak yabancılara karşı yoğun bir şekilde sevgi dolu olabilirler ya da kimseye güvenmeyebilirler. Main bu tür durumları 'düzensiz bağlanma' olarak adlandırmıştır. Düzensiz bağlanma 'çözüm olmaksızın korkmadır.' "
"Ancak travma yaşayan insanlar, bedenlerinin içinde de güvensiz hisseder. Geçmiş, acı verici içsel bir rahatsızlık biçiminde canlıdır. Bedenleri sürekli iç organlardan gelen sinyallerin yağmuruna tutulur, bu süreçleri kontrol etme çabası karşısında ise genellikle içsel duygularını göz ardı etme ve içerde olan bitene karşı hissizleşme konusunda uzmanlaşırlar. Kendilerinden saklanmayı öğrenirler."
"TSSB'de travmatik anıların baskın olmasının nedenlerinden biri de, içinde bulunulan zamanı tam olarak yaşayamamaktır. Tam olarak burada olamadığınızda, orası korku ve sefaletle ilgili dolu olsa bile, yaşadığınızı hissettiğiniz yerlere gidersiniz."
"Colorado Üniversitesi'nden Steven Maier'in sunumu olduğunu öğrendim. Konu hayvanlarda öğrenilmiş çaresizlikti. Maire ve Seligman, kafeslerde kilitli tutulan köpeklere sürekli elektrik şoku uygulamışlardı. Bu durumu 'kaçılamaz şok' olarak adlandırmışlardı. Bir köpek sever biri olarak ben böyle bir araştırma yapmazdım ancak bu kötü durumun hayvanları nasıl etkilediğini de merak etmiştim.
Bir süre devam eden elektrik şoku uygulamasının ardından, araştırmacılar, kafeslerin kapısını açmış ve yeniden elektrik şoku uygulamışlardı. Daha önce elektrik şoku uygulanmayan kontrol grubundaki köpekler kapı açılır açılmaz kaçmışlardı ancak elektrik şoku uygulanan köpekler, kapılar sonuna kadar açık olsa da kaçma teşebbüsünde bulunmamışlar yalnızca içeride ağlayarak ve dışkılayarak uzanmışlardı. Kaçma şansına rağmen travma yaşayan hayvanlar ya da insanlar özgürlük yolunda bir adım atmıyordu. Maier ve Seligman'ın köpeklerinde olduğu gibi pek çok insan sadece vazgeçer. Yeni seçenekleri denemek yerine, bildikleri korkunun içine hapsolurlar."