Sıkça getirilen bir yaşlı adam perdenin arkasına saklanmayı seviyordu. Orada saklambaç oynayan yaşlı bir çocuk gibi duruyordu, ama oyun uzamıştı, diğer çocuklar vazgeçmiş, evlerine gitmiş, yaşlanmıştı. Ve onu aramaya hiç kimse gelmiyordu. O ise orada perdenin arkasında duruyor ve neden geciktiklerini anlamak için ürkekçe başını çıkartıyordu.
Bu saklambaç oyununun en korkunç tarafı seni artık kimsenin aramadığını anlamak.
Bende ne kıskançlıkla oluşan bilgin melankolikliği, ne aşırı duygudan ortaya çıkan müzisyen melankolisi ne de saraylıların kibirden gelen melankolikliği var. Askerinki hırstan, avukatınki kurnazlıktan, hanımlarınki fazla kibarlıktan, âşıklarınki ise bunların hepsinden ileri gelir. Benim melankolim kendime özgüdür; birçok cüzden oluşan bir bileşiktir. Her yolculuğumda gözlemlediğim şeylerin bir toplamıdır. Bunun sonucunda, sık sık düşünmem yüzünden melankoli beni sarıp sarmalamış.