Türkçede "Şeytana pabucunu ters giydirmek", kurnazlıkta sınır tanımayan, en içinden çıkılmaz durumlardan bile bir yolunu bulup sıyrılan, hatta kurnazlıkta şeytanı bile geride bırakan kişiler için kullanılır...
Bu "ünvana"(!) sahip olanların genelde üç belirgin özelliği vardır:
Hızlı adaptasyon yetenekleri ile şartlar değiştiğinde sızlanmak yerine hemen yeni bir plân yaparlar.
Gözlem yetenekleri gelişmiştir karşı tarafın zayıf noktasını (zaaflarını) çok iyi analiz ederler.
İkna kabiliyetleri gelişmiştir, sizi, aslında sizin aleyhinize olan bir şeye "evet" dedirtecek kadar iyi konuşurlar.
Eskilerin bir sözü vardır: "Akıllı adam sorunları çözer, kurnaz adam ise o sorunlara hiç düşmez."
Ancak şeytana pabucu ters giydirmek bazen fazla ileri gitmektir. Kendi kazdığı kuyuya düşmek de bu yolun risklerinden biridir.
"Şeytana pabucu ters giydirmek" kurnazlığın aktif ve saldırgan haliyse, "dört ayak üstüne düşmek" de bu işin savunma ve talih boyutudur. Bu deyim, en tehlikeli, en riskli veya en hazırlıksız yakalanılan durumlardan bile hiçbir zarar görmeden, hatta bazen kârlı çıkarak şeytanca sıyrılma becerisini ifade eder.
Tıpkı bir kedinin, hangi açıyla düşerse düşsün havada vücudunu döndürüp ayaklarının üzerine inmesi gibi, bu kişiler de hayatın sillesini yediklerinde yere kapaklanmazlar, tâ ki felek "çüşşş" diyene kadar...
Bazı insanlar için "yıldızı yüksek" denir. Olaylar onların kontrolü dışında gelişse bile, tesadüfler zinciri onları belki bir süreliğine âbâd eder...tâki berbâd olana kadar.
Onlar pratik zekaları sayesinde bir sorunla karşılaşıldığı an donup kalmak yerine, saniyeler içinde vaziyeti kurtaracak hamleyi yapma yeteneklerini devreye sokarlar.
Dört ayak üstüne düşenler de duruma göre şekil değiştirmeyi bilirler. Felsefeleri şudur, katı olan kırılır,