Gençlikte ruhunun bütün güçleri geleceğe yöneliktir, gelecekte geçmişin deneyimlerine değil, hayali bir mutluluk olasılığına dayanan umudun etkisi altında öyle çeşitli, canlı ve büyüleyici şekiller alır ki, gelecekteki mutluluk üzerine kurulan, sadece anlaşılabilir ve paylaşılabilir hayaller bu yaşın gerçek mutluluğunu oluşturur.
Ruhlarımız birbirine o kadar uygundu ki, birinin bir teline ufacık bir dokunma diğerinde yankısını buluyordu. Konuşurken dokunduğumğumuz farklı tellerin bu şekilde uyumlu ses vermesinde bulmuştuk mutluluğu içimizden dışarı çıkmak isteyen bütün düşünceleri dile getirmek için ne sözcükler ne de zaman yetmeyecekmiş gibi geliyordu ikimize de
Bence her insan onuruna düşkündür, insanın yaptığı her şey kendisine olan saygısındandır.
— o zaman sizce onuruna düşkünlük nedir?
— onuruna düşkünlük, — dedim,— benim herkesten daha iyi, daha akıllı olduğum inancıdır
— ama herkes bunu nasıl inanabilir?
— haklı mıyım değil miyim bilmiyorum, ama benden başka hiç kimseyi itiraf etmiyor; ben dünyadaki herkesten daha akıllı olduğuma inanıyorum ve sizin de buna inandığınızdan eminim
— hayır, ben kendi adıma, benden daha akıllı olduklarını kabul ettiğim insanlarla karşılaştığımı soyleyecegim,dedi
— olamaz,-diye karşılık verdim kendimden emin bir şekilde
Gözlerini bana dikerek
— gerçekten böyle mi düşünüyorsunuz?-dedi
— ciddiyim, dedim
— bunu size kanıtlayacağım. Kendimizi neden başkalarından daha çok severiz? Kendimizi başkalarından daha çok sevgiye değer gördüğümüzden. Eğer başkalarını kendimizden daha iyi görmüş olsaydık o zaman onları kendimizden daha çok severdik, oysa bu hiç mümkün değildir. Olsaydı da yine de ben haklı olur dum,— diye ekledim yüzümde kendini beğenmiş, istemsiz bir gülümsemeyle
Matematik fakültesine hazırlanıyorum, gerçeği söylemek gerekirse bu seçimin sırf sinüs, tanjant, diferansiyel, integral gibi sözcükler çok hoşuma gittiği için yaptım