fikirleri beni ısıran, kavrayan, tutan ve bırakmayan iri, büyük buldoklar olarak görürüm; aklıma iyi bir fikir geldiğinde, beni basitçe yakalar ve sımsıkı tutunur. belki bir saat, on saat veya iki gün sonra da beni bırakır ve onunla işim bitmiştir. kontrol bende değil; hayatımda plan program yok... bu fikirler durup dururken beliriverip beni ısırmak için yalvarıyorlar sadece, ben de onlara izin veriyorum...
Montag binlerce yüzün bahçelere, arka sokaklara ve gökyüzüne baktığını hayal etti; perdelerin gizlediği o yüzler solgundu, gecenin karşısında ürkmüş yüzlerdi, elektrikli mağaralardan dışarıya göz atan gri hayvanlar gibiydiler... o yüzler renksiz gri yüzlere, gri dillere ve çehrenin uyuşmuş etinden dışarıya bakan gri düşüncelere sahipti.
ama Montag nehre ulaşmıştı.
ona dokundu, sırf gerçekliğinden emin olmak için.
"bu bana oluyor," dedi Montag.
"ne korkunç bir sürpriz," dedi Beatty. "ne de olsa bugünlerde herkes 'bana asla bir şey olmaz,' diye düşünüyor, bunu biliyor, bundan kesinlikle emin. 'başkaları ölür ama ben yaşamayı sürdürürüm. eylemlerimin sonuçları ve sorumluluklarım yok.' oysa var. ama onlardan bahsetmeyelim ha? eylemlerinin sonuçları insanı yakaladığında artık çok geçtir, değil mi Montag?"
"İnanç Denizi de
Bir zamanlar kabarıktı ve dünyanın kıyısının etrafında
Rulo yapılmış parlak bir kuşağın kıvrımları gibi uzanırdı.
Ama şimdi tek duyduğum
Onun melankolisi, gerilerkenki uzun gürlemesi,
Geri çekiliyor, nefesine
Çıplak kollarından aşağıya."
...
"Ah aşkım, dürüst olalım
Birbirimize! Çünkü karşımızda
Bir düşler diyarı gibi uzanan,
Öylesine çeşitlilik içeren, öylesine güzel, öylesine yeni dünyada
Ne neşe, ne sevgi ne de ışık,
Ne şüphesizlik, ne huzur ne de acının devası var aslında;
Ve biz burada, karanlıkta olan bir ovada gibiyiz
Mücadele ve kaçışın akıl karıştırıcı tehlike işaretleriyle savrulmuşuz
Cahil orduların geceleri çarpıştığı yere."