Yeni yeni ilerledim ve şimdiden çok güzel gidiyor. Aslında uzun zamandır okumak istiyordum ama ha fırsatım olmadı ha kitap aşırı pahalı derken başlayamamıştım… aslında bunu bana çok sevdiğim biri hediye etti sanki hissetmiş gibi. Bu yüzden şimdi zamanı, sıcağı sıcağına okuyayım diyerek başladım. Birçok Hannibal sahnesinin referansı buradan geldiği için özellikle merak salmıştım. Hannibal kendini ve Will’i Akhilleus ve Patroklos olarak çiziyordu, Will’e “Achilles, bütün Yunanlıların ölmesini istedi, böylece sadece o ve Patroklos Truva'yı fethedebilirdi." demişti, beni en çok çekenler de bunlar olmuştu… Zaten yıllardır büyük bir Hannibal hayranıyım ve bu referanslardan da mahrum kalmak istemiyordum. İlk düşüncem kesinlikle şuydu; “Hannibal kesin Will’i Akhilleus olarak görüyordur, kendini de Patroklos. Ama aslında Will ve Hannibal’ı tanıyan herkesin tam tersini düşüneceği çok açık.” Kitap genel olarak şimdiden çok güzel gidiyor. Beni hiçbir şekilde sıkmadı, zaten oldukça meşhur bir queer kitabı. İçinde birçok mitolojik anlatı geçiyor ve aşırı hoşuma gidiyor. Genel olarak çiftin zıtlığı da beni cezbediyor. Devam ettikçe güncelleme yapacağım. Ama beni en çok mutlu eden şey benim de bir Patroklos’umun olması. Ona gerçekten benziyor… Umarım o da beni gerçekten Patroklos’un Akhilleus’u gördüğü gibi görüyordur… Se ağapo poli 🦔 Akhilleus’un Şarkısı
İstanbulda gezdiğim yerlerin kimi gözümde kaldı, kimi hafızamda... Ama bazı yerler vardır ki sadece görülmez; insanın ruhuna dokunur. bu yapışık mezar taşları da onlardan biri. Yapışık duran iki mezar taşı... İlk bakışta sıradan gibi görünse de içinde koca bir ömrün hikâyesini saklıyor. Rivayete göre burada yatanlar bir karı-koca. Hayatları boyunca aynı sofraya oturmuş, aynı ekmeği bölüşmüş, aynı yastığa baş koymuşlar. Sevinçleri de dertleri de ortak olmuş. Vakit gelince birbirlerinden çok uzak düşmemişler. Vefatları da yakın zamanlarda olmuş ve yan yana defnedilmişler. Sanki sessizce şöyle demişler: "Biz bu dünyada bir ömrü paylaştık. Bir ekmeği, bir yuvayı, bir hayatı paylaştık. Şimdi de bizim için okunan bir Fâtiha'yı yan yana paylaşalım." O zaman el Fatiha ... Bu iki mezar taşına bakarken insan, sevginin sadece hayattayken değil, ölümün ardından da iz bıraktığını düşünüyor. Çünkü bazı muhabbetler toprağın altında bile yan yana durmaya devam ediyor. Rabbim, bizleri de böylesine vefalı, böylesine samimi sevgilerin ve muhabbetlerin muhatabı eylesin. ..
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Çok okuyan mı bilir, çok gezen mi derler ya, Mevlana hem çok okuyandı hem de çok gezen. Onun neden Mevlana olduğunu asıl şimdi daha iyi anladım biliyor mu- sun? Teşekkür ederim. Çok güzel bir aydınlanmaydı bu benim için. Mevlana'yı bilge yapan sadece yolculukları ve okumaları da değildir ama, bir de Şems vardır."
1000Kitap
“Kalp kırmak 73 bin kez Kabe'yi yıkmak gibi derdi temiz insanlar, şimdi kalpler darmadağın, insanlar ise hep 'haklı'."
Kleopatra
bugün buraya kalbimi bıraktığım, araştırırken "yuh bu kadar da olur mu" deyip hayran kaldığım o kraliçeyi ve onun gizemli ülkesini anlatmaya geldim: Kleopatra ve Mısır piramitleri popüler kültür bize Kleopatra'yı hep filmlerde falan sadece güzelliğiyle erkekleri parmağında oynatan biri gibi gösteriyor ... hepsi yalan! bu kadın aslında tam bir dahi, inanılmaz bir vizyoner ve tam bir İKOONN. üstelik içinde yaşadığı o gizemli Mısır dünyası ve piramitlerle ilgili öyle tatlı detaylar var kii öncelikle en büyük şoktan başlıyorum: bu kızımız aslında Mısırlı bile değil ? soyu Makedon Yunanistanı'na, yani Büyük İskender'in generali Ptolemaios'a dayanıyor. ama işin en saygı duyulası kısmı ailesindeki herkes Mısır halkını küçümseyip sadece Yunanca konuşurken, Kleopatra oturup sıfırdan Mısırca öğreniyor! sırf halkıyla gerçekten bağ kurabilmek, onların dilinden konuşabilmek için. bu bile onun ne kadar samimi ve halkına değer veren bir lider olduğunu gösteriyor hazır Mısır demişken piramitlere geçmezsek olmaz şimdi zaman algınızı tamamen altüst edecek o meşhur bilgiyi veriyorum: Kleopatra, kronolojik olarak Gize Piramitleri'nin (yani o bildiğimiz kocaman Keops Piramidi'nin) yapılışından ziyade, aya ilk insanın ayak basışına yani 1969 yılına çok daha yakın yaşadı! evet, . piramitler o kadar eski ki, Kleopatra bile bizim şu an piramitlere baktığımız gibi uzaktan hayranlıkla bakıyor, onların gizemini çözmeye çalışıyordu. yani piramitler onun için bile çoktan "antik tarih" olmuştu, inanılmaz bir detay ✨ peki bu piramitler nasıl yapıldı dersek: hani filmlerde hep köleleri kırbaçlayarak zorla çalıştırıyorlar ya, o da yanlış! piramitleri inşa edenler aslında ülkenin dört bir yanından gelen, maaşları ödenen, hatta öldüklerinde piramitlerin yakınına gömülme şerefine erişen saygın
Büyük Osman paşa askerinle binler yaşa Gerçek tıpkı ışık gibi,insanın gözünü kör eder.” Serdar ZAMAN Sıla Zaman Gerçek bir nurdur kimi insana Gönül köprüleri kurar Tunadan Viyanaya Bazen bir tebliğ bazen hakikattir anlayana Büyük Osman paşa askerinle binler yaşa Düşman Tuna'yı atladı Karakolları yokladı Osman paşanın kolunda toplar patladı İyiler güzel amel sahibleri alır mükâfatı Büyük Osman paşa askerinle binler yaşa Osman paşa binler yaşa askerinle Ben kurbanım gerçeği söyleyen dillere Bir destan yazdık plevnede malazgirtte Cenabı Hakkı zikrettik koşuyoruz zafere Osman paşa Ya Hak diyip vurdu kılıcını Kendi öldü Osman paşa namı kaldı Batıl olana Tuna Nehri açarmı kollarını Büyük Osman paşa askerinle binler yaşa Kul Nefsani derki fatihalar okuyalım Şanı büyük o zaferlerimizi bizlerde analım Hak yoldan gerçekten ayrılmayalım
Şiir