Jack London’ın yarı otobiyografik olan bu romanını severek okuduğumu belirteyim öncelikle. Uzun zamandır kitaplığımda okunmayı bekleyen bir romandı iyi de daha fazla geciktirmeden okumuşum diyebilirim. Kitabın konusu; ilk cümlede de belirttiğim gibi yazarın kendi hayatını biraz değiştirerek anlattığı, Martin Eden adlı yakışıklı ve kızlar tarafından beğenilen bir gencin ‘burjuva’ sınıfından bir kıza aşık olmasıyla başlayıp birkaç yılda kitaplara gömülerek kendini geliştirmesi, aşık olduğu kızın sınıfından insanlarla oturup kalkması ve sonunda aslında bu sınıfa ait olmadığını ve bu insanlardan nefret ettiğini acı içinde kavramasıyla kendi içinde yaşadığı çatışma ve buhran anlatılmış. Bahsettiğim bu içsel çatışma ve psikolojik buhran, kitabın son 50 sayfasında yaşanıyor aslında, kitabı bu cümleye indirgediğim düşünülmesin. Neyse, zaman zaman Martin’e çok sinir olduğumu hatta bu karakter hiç sevmediğim dediğim sayfalarda dolaştığımı itiraf edeyim :) ama sonunda onu, onun için üzülerek anladım. Bölüm bölüm üstünde durulacak çok konu var aslında, yazmaya kalksak inceleme özete dönüşür :) o yüzden uzatmadan, okuyacak olanlara keyifli okumalar diliyorum