gece kuşağı, Deniz - Yaşamı ve Mücadelesi'ni inceledi.
22 May 15:55 · Kitabı okudu · 88 günde · 10/10 puan

Deniz Gezmiş ülkemizde Türkçü, Kürtçü, solcu birbirine zıt kitleler tarafından sahiplenilerek simge haline gelmiş bir isim. Hakkında çok şeyler söyleniyor ama tam anlamıyla onu anlatan bir yayın veya kaynak bulamamıştım. Bu kitaba kadar gerçekten ne amaçla ve nasıl bir eylem içinde olduğunu anlayamamıştım. Özgür Erdem tarafından Deniz Gezmiş'in söyledikleri kaleme alınmış. Sağ sol çatışması nasıl ortaya çıkmış ve Denizin kişiliği bu döneme nasıl damga vurmuş. Gençlik, asilik, gözü karalık ve pervasızca sevilen vatan duyguları ile sadece 20 li yaşlarının başındaki gençlerin Deniz'in, Mahir'in, Hüseyin'in , Cihan'ın, Ulaş'ın, ikinci kurtuluş savaşı ideali uğruna verdiği mücadeleyi, Denizleri anlatan bir kitap. Denizlerin idamı için mecliste yapılan oylamada olanları anlatan bölümler özellikle okunması gereken kısımlardan.

İkinci Dünya Savaşı'nın simge isimlerinden Anne Frank'ın, Nazi işgali sırasında Amsterdam'da tuttuğu dünyaca ünlü günlüğünün bu zamana kadar bilinmeyen iki sayfası ortaya çıktı.

https://www.bbc.com/...erler-dunya-44134106
Anne Frank'in Hatıra Defteri

Geyikli Gece, bir alıntı ekledi.
15 May 12:05

"Yapıtlar “gerçekten daha gerçek” olmaya bakmalıdır.
Gerçekten daha gerçeği ya da sadece gerçeği ele geçirme­miş yapıtlar, uydurukluktan öteye geçemezler.
Bir hayaller ve düşler dünyası üzerine oturtulmuş gibi gö­rünen Maurice Maeterlinck’in Mavi Kuş'u türünden yaratılar bile, temelini araştırın, gerçeği bir simge içinde vermeye çalı­şırlar."

Şiirin İlkeleri, Salâh Birsel (Sayfa 105)Şiirin İlkeleri, Salâh Birsel (Sayfa 105)
Semih, Kabuk Adam'ı inceledi.
 13 May 20:19 · Kitabı okudu · 4 günde · 9/10 puan

Ön bilgi: Kabuk Adam'ı bana tavsiye eden ve okumama vesile olan değerli arkadaşım Roquentin'e teşekkür ederim.

Her ne kadar kitabın arkasında, "Kabuk Adam, Karayipler'de şiddetin bataklığında yaşanan korku ve tutku dolu sıradışı bir aşkın, ölümle yaşamın sınırında kurulan mucizevi bir dostluğun hikayesi." olarak bir tanıtım yapılmışsa da bence bu tanım son derece yanlış olmuş. Çünkü bu kitaba önce "sıradışı bir aşk" romanı demek, akabinde ise "mucizevi bir dostluğun hikayesi" demek, hem kendi içerisinde bir çelişki oluşturmakta hem de kitabın özünü tam olarak ifade edememekte. Bahsettiğim konuyu önce birkaç bilgi vererek açacağım ve bu açma esnasında size göre spoiler içeren bilgiler ortaya çıkabilir, şimdiden uyarmakta fayda görüyorum. (Bana göre spoiler filmlerde, dizilerde ve fantastik türdeki kitaplarda olur. Fakat bu tartışmaya girmenin yeri değil şu an.)

Kabuk Adam, Aslı Erdoğan'ın ilk romanı, benim de Aslı Erdoğan'dan okuduğum ilk kitap. Yazarın dilinin sadeliğini ve kullandığı kelimelerin zenginliğini beğendim. Bir kadın yazara göre son derece cesur ve açık sözlü. Cinsellik ve ırkçılık gibi zor konularda hiç çekinmeden söylemek istediğini söylemiş. Bu açıdan kendisini tebrik etmek istiyorum.

İkinci değinmek istediğim konu, kitabın otobiyografik bir eser olduğu. Gerçekten de kitabın isimsiz kahramanı ile yazar arasında birçok benzerlik var. Hatta kitabın anlatım üslubunun da birinci tekil şahıs olması, okurların kuşkularını artırıyor. Aslı Erdoğan gibi kahramanımız da fizikçi ve yalnız bir kadın. Aslında sadece Aslı Erdoğan değil, bence bu kitap yalnız bir kitap. Evet, yalnızlığı tam olarak anlatmıyor; ama içerisinde buram buram bir yalnızlık kokusu alıyorsunuz okurken.

Gelelim asıl meselemiz olan konuya, bu kitap kesinlikle bir aşk romanı değil bence. Hele dostluk romanı hiç değil. Daha önce bu kitaba ilişkin inceleme yazan arkadaşların yazdıklarını da okudum; ama maalesef ben biraz farklı düşünüyorum. Kabuk Adam'da bir aşk hikayesi anlatılıyor gibi görünse de insanların yalnız hissedişine ve korkularına vurgu yapan; korkularının üstüne giden insanların ancak korkularını yenebileceklerini ve "kabuk"larını kırarak iyileşebilecekleri anlatan bir kitap bence.

Aslı Erdoğan, "Kabuk" Adam'ı bir simge olarak kullanmış ve kadın kahramanımızın kendi içerisinde bir türlü yenemediği korkularını yenmesini, kabuğunu kırarak gerçek kimliğine dönmesini sağlamaya çalışmış. Çünkü Kabuk Adam da tıpkı isimsiz kahramanımız gibi psikolojik sorunları ve geçmişinden gelen hesaplaşmaları olan biri. Kitapta sadece kadın kahramanımızın yalnızlığı, ötekileşmesi, kendini sorgulaması, vicdani hesaplaşması ve pişmanlıkları anlatılıyor gibi görünse de aynı şeyler Kabuk Adam için de geçerlidir. Bu iki kahramanımızın birbirini tanıması, her ikisine de iyileştirici bir etki yaratmış ve ömür boyu unutamayacakları bir ders almalarını sağlamış. Birbirlerine karşı duygusal olarak yakınlık hissetseler de bence bu yakınlığın ismi aşk değil, acıların birbirine benzemesidir. Hani Sabahattin Ali'nin bir cümlesi var ya, "Aradığım yerlere benzeyiş buldum sende." İşte tam olarak mesele budur.

Kitabı elime aldığımda ilk sayfalarda müthiş güzel cümlelerle karşılaştım. Birçok cümlenin altını çizdim ve harika bir kitabı elimde tuttuğum izlenimine kapıldım. Kahramanımızın Kabuk Adam ile tanışmasına kadar geçen dönemi anlatışı, bana göre muazzamdı. Hatta başlarda Stefan Zweig'ın Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat isimli kitabı gibi bir kitap okuduğumu düşündüm. Klasik Zweig romanları gibi isimsiz kahramanımız da psikolojik durumunu ve başından geçecek olayları müthiş tanımlamalar ile önümüze sunuyordu. Ancak bu tanışma öncesi bölümün devam eden bölümlerinde beklediğim etkiyi bulamadım. Yine Aslı Erdoğan güzel cümleleri ile kendisini okutturmayı başarıyordu elbette; ama o başlarda aldığım edebi hazzı maalesef ilerleyen bölümlerde bulamadım.

Bence Aslı Erdoğan'dan çok güzel bir aşk romanı yazarı olur. Çünkü betimlemeleri ve düşünceleri aşık olmuş ve aşkı tanımış bir kadının cümleleri gibi geldi bana. O sebeple biraz da herkes bu kitaba aşk penceresinden bakıyor sanki. Aslı Erdoğan'ın cümlelerinin duruluğu ve çekinmeden her konuya değinebiliyor olması bende böyle bir düşüncenin oluşmasını sağladı. Yazarın bir kitabını daha okumaya karar verirsem bu kitap kesinlikle aşk romanı olacak.

Büşra A., bir alıntı ekledi.
 12 May 13:15 · İnceledi

Karmaşa...
Tamga unutmamak üzere sahiplenmenin, asla vazgeçmemenin imidir. O yüzden taşlara, kayalara kazınır!
( Tamga: Mühür, simge, imza.
İm: İşaret, parola.)

Selçuk Bey, Ahmet Haldun Terzioğlu (Sayfa 93 - Yakın  Plan Yayınları- 82.Kitap - İlk baskı, 2013)Selçuk Bey, Ahmet Haldun Terzioğlu (Sayfa 93 - Yakın Plan Yayınları- 82.Kitap - İlk baskı, 2013)
LâMekan, bir alıntı ekledi.
 11 May 19:45 · İnceledi · 10/10 puan

bazen geçmişe bazen geleceğe
dönüşen köpükler
gözlerdeki kör simge
kehanet

Yaz Geçer, Murathan MunganYaz Geçer, Murathan Mungan

Gözlerinden birinin güneşi,
diğerinin ayı simgelediği tanrı
Horus’un göz simgesi olan "R",
ilerleyen dönemlerde anlam
değiştirerek, günümüzde hekimlerin
kullandığı bir simge olan "Rp"ye
(prescription) dönüşmüştür.