Kaya üzerinde kımıltısız bekleyen Âlî İhsan, Tabîat'ın sesini dinlemeye başladı. Seste anlam yoktu ama güzellik vardı. Onu az sonra donduracak tipinin uğultusu bile güzeldi.
Ama aslında, kulaklarında uğuldayan rüzgâr değil, tabîatın sesiydi. Evet! Tipisi ve dondurucu soğuğuyla Tabîat bir düşmandı ama, işin en acı yanı, bu düşmanın dâimâ haklı olmasıydı.