Sanki karşılıklı kapıları olan bir odada gibiyiz; ellerimiz kapı tokmaklarında, karşıdakinin bir göz kırpması bile diğerini kaçırmaya yetiyor. Üstüne bir de konuşacak olsa, diğeri hemen kapısını kapayıp ortadan yok olacaktır. Açacak kapıyı yine elbette; çünkü bu öyle bir oda ki, terk edilemez. Biri ötekine benzemese bu kadar, rahat olsa, ötekine bakmıyormuş gibi davransa, odayı düzene sokacak yavaş yavaş herhangi bir odaymış gibi; ama hayır, o da kendi kapısının önünde öteki gibi davranıyor. Kimi zaman ikisi de kapının ardına kaçmışlar ve bu güzel oda bomboş kalıyor. Üzücü anlaşmazlıklar doğuyor bu yüzden.