Okulun, çocuğun gelişimine yapabileceği en büyük katkı, onu yetenekleri doğrultusunda en mutlu ve yeterli olabileceği alana yönlendirmektir. Biz bunu tamamen unuttuk. Bunun yerine herkesi, başarılı olursa en çok üniversite hocalığına uygun düşecek bir eğitime tabi tutup bu kısıtlı başarı standardına uyup uymadığına göre değerlendiriyoruz.
Duygu ile düşüncenin dansında, duygusal yetenek akılcı zihinle el ele verip düşüncenin kendisini devreye sokarak -veya devreden çıkararak- kararlarımızı her an yönlendirir.
Bize verilmiş olan her şey ki buna ilişkiler, sevgiler de dahildir, aslında bize ait değildir. Hepsi emanettir ve bir gün zamanı geldiğinde bırakılacaktır. “Bir şeyi kaybettim demeyin” der. “Bir şeyi geri verdim” deyin.