İnsanı tek bir duygu mahvedebilir, uçuruma sürükleyebilir, beraberinde dahasını getirebilir ve göğüs kafesinin içindeki kalbi ezip,büzüştürebilirdi. Merak mı, yoksa henüz daha adını bile koyamadığım bu his mi? Bilmiyordum sadece.
Henüz.
Sevmek bu muydu? Seni gecelerce uyutmyan,kokusuna bağımlı kılan, vazgeçmen gerektiğini bildiğin halde vazgeçemediğin bir uyuşturucu muydu? Seni zehirliyordu,seni öldürüyordu... Kollarına atladığında tutacağını bilsen ölüm döşeğindeki tırtıl kelebeğe dönüşebilirdi ama daha nice iyi kötü anıları tehlikeye atamıyordun çünkü ne olursa olsun o vardı. O yaşıyordu ve sen de yaşamak istiyordun.
Ne kadar acıtsa da, boğulsan da,ruhunu keskin tırnaklarıyla kazıyıp seni ateşe atıp üzerine benzin dökse de bırakamıyordun.
Ve o bunu bilmiyordu bile.
Ruhuma batırdığı cam parçaları içeride bundan daha fazla kan akıtıyor ve canımı yakıyordu ama onun görebildiği,şimdilik sadece bileğime saplanmış bu cam parçasıydı.
Bazen hiç bitmeyen,sonu gelmeyen uçuk hayallerimin ortasına biraz umut olsun diye mum diker ve ucunu ateşe verirdim.O ateş beni hem yakar,hem de aydınlatırdı. Mutluluğa ulaşırken cayır cayır yanardım her adımda.