Hani birbirine çok yakışan şeyler vardır. Aslında tek başına var olurlar, öyle de güzeldirler ama bir aradayken bambaşka bir şölene dönüşürler.
Denizle güneş gibi… simitle çay gibi… kahveyle kitap gibi…
Denizi düşünün mesela… kendi kendine de şahanedir, ama getirin güneşi, ışıkları yansıtın içine, o gümüş gibi parıltılarla ne efsane olur… Simidi tek başına da yersiniz, çayı her şekilde günün her saati içersiniz ama bir lokma simidi ağzında çayla şenlendirmek gibisi yoktur…
Dostluklar da böyledir işte. Tek başınıza da pekala var olur, yaşayıp gidersiniz. Ama yanınızda can gibi gerçek bir dost varsa, o güneşin denizin içine süzülmesi gibi bir şey olursunuz beraber. Sadece kendinize değil, etrafa da keyif verirsiniz.
Peki dostluğun yanına en çok ne yakışır derseniz, emek derim. Kocaman bir paketin içinde yanında birçok kelimeyle gelir. Vefa gibi, sabır gibi, fedakarlık, empati, özen gibi. Emeksiz sevgi, sevgisiz emek olmaz.