Mevcut ânın tadını hep olabildiğince neşeyle çıkarmak: Bu, hayat bilgeliğidir. Oysa çoğu zaman tam tersini yaparız. Gelecek için yaptığımız planlar ve duyduğumuz endişeler ya da geçmişe özlem bizi durmaksızın öyle meşgul eder ki mevcut an neredeyse hiçbir şeyiyle dikkat çekmez ve ihmal edilir. O halde mutluluğumuzun sahnesi, mevcut andır.
İnsan olası mutlu rastlantıları ve bunların sonuçlarını hayalinde canlandırsa gerçekliği daha zevksiz hale getirir, boş hayaller kurar ve sonra da hayal kırıklığı yaşayarak bunları pahalıya öder. Fakat olası talihsizliklerin hayalde canlandırılmasının sonuçları daha da kötüdür: Gracian’ın söylediği gibi, hayal gücünü bizim çirkin celladımıza dönüştürebilir.
Zengin, genç, güzel, onurlu bir insanın mutluluğu hakkında yargıda bulunulacak olsa neşeli olup olmadığı tartışma götürür. Oysa insan neşeliyse genç, yaşlı, fakir, zengin olup olmadığının önemi yoktur: Mutludur. –Bu nedenle, ne zaman olursa olsun, neşeye kapı açmalıyız. Zira neşe asla uygunsuz bir zamanda gelmez. Neşeli olmak için nedenimizin olup olmadığını düşünerek ya da bizi ciddi düşüncelerimizden ve yoğun endişelerimizden uzaklaştırmasın diye kapıdan içeri girişine izin vermekte tereddüt etmek yersizdir.
İnsan bir işe girişmeden önce enine boyuna düşünmelidir. Fakat iş olduktan ve sonuç beklenmeye başlandıktan sonra olası tehlikeleri tekrar tekrar düşünerek korkuya kapılmamalıdır. Tersine, kendini artık bu işten tümüyle kurtarmalı, zamanında her şeyi enine boyuna tartmış olduğuna inanıp kendini yatıştırarak düşünme faslını kapatmalıdır. Yine de kötü sonuç alırsa her şey rastlantıya ve hataya tabi olduğu içindir.