Hepimiz kendi bütünlüğümüzde, iç zenginliğimizde ve karmaşıklığımızda tanınmak ve benimsenmek isteriz. İnsanlar arasında bizi böyle benimseyecek birisini bulamazsak güçlü bir şekilde bir insan ya da doğaüstü bir varlık biçiminde tanrısal bir figür tasarlama ve yaratma eğilimi belirir.
Karşımızdakine güleriz ama birlikte gülmeyiz. Deneyime kişisel koşullarımıza göre tepki verir, dünyayı kendimiz ve ereklerimiz doğrultusunda algılarız.
Onu zorlamıyor, onu dövmüyor, ona emirle bir şey yaptırmıyorsun. Biliyorsun çünkü, yumuşak sertten güçlüdür, su kayadan güçlü, sevgi zorbalıktan güçlüdür.
Kendi kendinden nefret ederek, kendi kendisiyle alay ederek sürüyle para kazanıyor, sürüyle para kaybediyor, paradan, mücevherden, sayfiye evinden oluyor, yeniden kazanıyor bunları, yeniden kaybediyordu.
Pek az kişi de vardır, yıldızlara benzer, belli bir yörüngede ilerler durur, hiçbir rüzgâr varamaz yanlarına, kendi yasalarını ve izleyecekleri yolu kendi içlerinde taşırlar.