Şimdi tekrar ne yapsam dedirtme bana yarabbi
taşınacak suyu göster, kırılacak odunu
kaldı bu silinmez yaşamak suçu üzerimde
bileyim hangi suyun sakasıyım ya rabbelalemin
tütmesi gereken ocak nerde?
"...Hayır, mümkün değil; bir kişinin, ömrünün bir dönemindeki var olma duygusunu, onun gerçeğini, anlamını, kavranması güç derin özünü verebilmesi imkânsızdır. Mümkün değil. Düş görür gibi yaşıyoruz... yalnız..."
Yalandan nefret ettiğimi, tiksindiğimi, tahammül edemediğimi bilirsiniz, herkesten daha düzgün olduğumdan değil, yalandan korktuğum için. Bir ölüm rengi, bir fanilik tadı vardır yalanlarda; en sevmediğim, en nefret ettiğim şeydir dünyada... unutmaya çalıştığımdır. Sanki çürük bir şey ısırmışım gibi, beni hasta ve kötü yapıyor. Yaradılış işte.
Kadınların gerçeklere böyle yabancı oluşları ne tuhaftır. Kendi dünyalarında yaşarlar ve böyle bir dünya ne vardır, ne de mümkündür. Fazlasıyla güzel bir dünya, bu dünyayı yaratmayı başarabilselerdi de gün batmadan dağılır giderdi. Biz erkeklerin dünya kurulduğundan beri şikâyet etmeden yaşamaya alıştığımız kahrolası bir gerçek yerle bir ederdi bu dünyayı.