"Kadının kendisi gibi aile de doğal bir şey gibi görünür, oysa aile kültürel bir yaratıdır. Ailenin oluşmasında ya da oynadığı rolde, kadınların karakteri ya da rolünden daha fazla ölçüde kaçınılmaz olan hiçbir şey yoktur. Doğallık atfedilerek savunulmak istenen bu rol, verili toplumsal tipleri Doğa’nın kendi veçheleriymiş gibi gösteren ideolojinin işlevidir. Her iki olgu da paradoksal bir şekilde, idealize edilerek yüceltilebilmektedir. ‘Gerçek’ kadın ve ‘gerçek’ aile, huzur ve bolluk imgeleridir; oysa her ikisi de pekâlâ şiddetin ve çaresizliğin yuvası olabilmektedirler."