"...kadın sanatçının yalnızlığı, erkek öncülerin dışında bırakılmasıyla birlikte kız kardeşlerden oluşan selef ve haleflere duyduğu gereksinim, erkek okurların düşmanca duygularından duyduğu korkuyla birleşen kadın okura duyduğu derin ihtiyaç, öz-dramatizasyon hakkındaki kültürel anlamda koşullanmış utangaçlık, sanatın ataerkil otoritesi karşısında duyduğu dehşet, kadın yaratısının uygunsuzluğuna dair hissettiği endişe -tüm bu 'hakir görmeye' dair olgular- kadın yazarın sanatsal öz-tanımı yönündeki mücadelesini belirlerken, aynı zamanda öz-tasarım yolundaki çabalarını da erkek eşdeğerlerininkinden ayırır."
"... kadın tam da kalemin temsil ettiği özerklikten -öznellikten- mahrum bırakıldığı için, aynı zamanda kültürün (ki kültürün amblemi de kalem olabilir) dışında bırakılmakla da kalmaz,
bunun yanı sıra, kültürün tapınma ya da korku, sevgi ya da nefret yoluyla yüzleştiği uçlardaki gizemli ve inatçı Ötekiliğin de kendisi haline gelir."