HARUT & MARUT’un Hikayesi
Allah meleklere; insanlara verilmiş olan hırs ve nefis sizlerde de olsaydı günah işleyebileceklerini söylemiş. Melekler itiraz etmişler. “Hâşâ Allahım, biz olsaydık günah işlemezdik. Devamlı ibadet ederdik.” Yüce Allah iradelerine en çok güvendiği iki meleğini Harut ile Marut’u sınamak üzere Babil’e göndermiş. Melekler gündüzleri şehri geziyorlarmış, geceleri İslam-ı Azam duasını okuyarak gökyüzüne çıkıyorlarmış. Bunu kimse bilmiyormuş.
Bu iki melek hiç günah işlemiyorlarmış. Hiçbir yanlış yapmıyorlarmış.
Bir gün Zühre adında çok güzel bir kadınla karşılaşmışlar. İkiside kadına âşık olmuş ve onunla birlikte olmak istemişler. Kadına yalvarmışlar kadın kabul etmemiş. Bunlar israrda devam etmişler. Sonunda kadın ikna olmuş sadece bir şartı varmış. Şarap içip put-a tapmaları gerekiyormuş. Kabul etmişler ve bunu da yapmışlar. Kadın yine kabul etmemiş. Bu defada her gece hangi duayla gökyüzüne çıkıyorlarsa onu öğretmelerini istemiş. Onlar kadına duayı da öğretmişler. İslam-ı Azam duasını kadın okumuş ve gökyüzüne çıkmış. Allah onu bir yıldız yapmış gökyüzüne asmış. Melekleri aldatan güzeller güzeli bu kadın gökyüzündeki Zühre yıldızıymış.
Kadın kaybolunca melekler ne yaptıklarını anlamışlar. Pişman olmuşlar. İdris Peygamberden yardım istemişler. Allah’tan kendilerini affetmeleri için aralıksız yalvarmışlar. Yüce Allah onları affetmiş ama ya bu dünyada ya da öte dünyada azap çekmeleri gerektiğini söylemiş tercihini onlara bırakmış. Onlar bu dünyayı seçmişler. Yüce Allah onları Babil’de bir kuyuya baş aşağı asılıp, kıyamet gününe kadar azap çekmelerini buyurmuş.