Ey kör! Aç gözünü de düşlerden uyan. Simurg'u göremesen de bari küçük bir serçeyi gör. Kaf Dağına varamasan bile hiç olmazsa evinden çıkıp kırlara açıl; böcekleri, kuşları, çiçekleri ve tepeleri seyret. Bırak dünyanın haritasını yapmayı! Daha hayattayken bir taşı bir taşın üstüne koy. Gülleri ve bülbülleri göremeyip gün boyu evinde oturan adam Dünyanın kendisini hiç görebilir mi?
Mantıku't-Tayr içinde anlatılan Simurg hikâyesi, Doğu edebiyatının ve tasavvuf geleneğinin en güçlü sembollerinden biridir. Simurg bazen Anka kuşu diye de anılır ama özellikle İran ve tasavvuf
Sembolizmi, fabl karakterleri, Hz. Süleyman'ın kuş dilinden kastettiğini, hayvanların karakteristiklerinin insandaki izdüşümlerini ele alalım bu yazımızda.
Hayvanlar alemi, aslında insan
Rivayet olunur ki kuşların hükümdarı olan Simurg(Zümrüd-ü Anka), bilgi ağacının dallarında yaşar ve her şeyi bilirmiş. Kuşlar, Simurg'a inanır ve onun kendilerini kurtaracağını düşünürlermiş.