" Hayatta hiçbir şey kalıcı değildi - zamanında damarlarındaki kanı kaynatan, ölene kadar unutmayacağım, dediği en yoğun hisler bile çok geçmeden eski defterlerle ve çocuk giysileriyle birlikte sandık odalarında küf tutmaya başlıyordu. "
" Duyguların yoğunlaştığı yerde, kaynayan bir kazan varmış gibi göz gözü görmez olur nedense. Herkes her şeyi yapabilir ve o kargaşada, yapılan bunca " anlamsız " davranış da hiç kimseye saçma gelmez. " Anlam ", çok sonra, duman dağıldıktan, ortalık sakinleştikten sonra, yadsınamaz doğruluğu ve soğukluğuyla belirir. O zaman gösterir alaycı yüzünü. İnsanın kendini biraz daha aptal hissetmesini sağlamak için. "
" Başkalarına ait anılar vardır. Dinlerken hafif bir kıskançlıkla, " bu benim olmalıydı " diye düşünürsünüz. Bazen de dayanamaz, o anının içine yerleştiriverirsiniz kendinizi ve sevdiklerinizi. Artık sizindir. Belki böyle bir zamandı hatırladığım. Belki beynimin kuytu köşelerinde gizlediğim, bir yabancının bayram sabahıydı. "
" Galiba kitapların içine girip bir daha hiç çıkmamayı en çok istediğim günler o döneme rastlar. Ne dayanılmaz bir arzudur satırların arasında kaybolmak ve seni hiç tanımayan ama anlayabilecek insanların dünyasına adım atabilmek... Büyüdüm, ama hala o günlerden farklı düşünmüyorum: Onca yakınımda olanlar bu denli yabancı olabiliyorsa, neden bilmediğim yerlerde yaşayan birileri bana daha yakın olmasın?..."