Mahmut Goloğlu'nun Milli Mücadele serisine, ilk okuldan başlayarak, Tarih derslerimizde istisnasız bilgisi verilen, çok hızlı, hatta sadece bir anlık bir toplantıymış gibi geçilen Erzurum ve Sivas Kongreleri'nde yaşananları, kurtuluş savaşına giden hazırlıkların mücadelesini anlamak için başlamıştım. Hakikaten, Kurtuluş Savaşı'nın kahramanlık bilgilerini, bu hazırlıkların detayı ile birlikte vermek çok önemli, keşke derslerde anlatılan biraz daha detaya girseymiş dedim okudukça. Bu kongeler nasıl yapıldı, niye yapıldı, kim ne dedi, nasıl bir muhalefet vardı gibi bilgileri kitap sonlarında bulunan ekler ile birlikte destekleyen Sivas Kongresi kitabı, bu dönemi anlamak için okunması değer katacak kitaplardan.
Kitap içeriğinin sadece Kongre dönemi ile sınırlı kalmayıp, sonrasında ülkemiz çapındaki etkilerinin de anlatılması, İstanbul hükümeti ile olan iletişimleri de içermesi, o dönemi anlamak bakımından çok güzel olmuş.
Çoukluğumuzdan beri duyduğumuz, Kurtuluş Savaşı ülkenin gönlünden çıkmıştır söyleminin gerçekten doğru olduğunu anlıyor insan okudukça. Bununla birlikte mücadelenin, hukuk zeminine oturtularak hazırlanmış olması, tüm mücadelelerde, ben dedim oldu bitti yapılmamış olması beni ayrıca düşündürdü.
Bu dönemleri okuyan bir kişi olarak, Atatürk'ün yokluktan verdiği mücadeleyi ve bu günlere ulaşan cumhuriyeti anladıkça, hayatımızdaki hiç bir konuda umutsuz olmaya veya herangi bir konuda şikayet etmeye özrümüz olmaması gerektiğine inanıyorum. Her şey kişide başlar.
Evlatlık “Artvin Taner” ile yakalndığı ölümcül hastalık sebebiyle 6 ay kadar görev yapacak bir yardımcıya ihtiyacı olan “Ziya Adlan”’ın birbirlerine hayat hikayelerini anlattıkları bir roman olarak özetlenebilir Ayrılık çeşmesi Sokağı. Artvin’in hikayesi çok daha kısa sürerken, yaşı 60 civarında olan Ziya’nınki ise kitabın büyük bir bölümünü kaplamakta. Ziya, Sultan II. Mahmut’un soyundan gelen ve yurtdışında eğitim görerek İsviçre’deki meşhur bir üniversitede de felsefe profesörülüğünü alan, babası ile iletişimi sorunlu, zengin, kabına sığmayan, kültürlü, aktif, haksızlığı sevmeyen, insancıl, intikamcı bir kişi. Hayat hikayesini okumaka bir yandan da filozof özdeyişleri ile süslü sürükleyici bir havada ilerliyor. Hikayede içerisindeki adresler, sokak isimleri, coğrafik lokasyonları hatta yurt dışındakiler de dahil olmak üzere gerçek olması, meraklılar için araştırarak okuma yapmaya imkan veriyor. Bu gerçeklikler Dan Brown romanı havası ve heyecanını da yaratıyor insanda. Sadece hayat hikayeleri ile devam ettiği sanılan roman, nereye bağlanacak, nasıl bitecek diye düşündürürken de güzel toparlama ve ben niye tüm bunları okudum, tüm bunlar niye anlatıldının cevabını veren bir son ile de bitirilerek tavsiye edilecek kitaplar listesine girecek bir roman olmayı tam anlamıyla hakediyor. Başka “Selçuk Altun” kitapları okumayı garanti altına alan bir okuma oldu benim için.
Stefan Zweig'ın kısa hikayelerindeki psikoloji o kadar sürükleyici oluyor ki acaba nasıl bitecek diye merak ettiriyor insanı. Yine, epik denecek kadar güzel, bir çırpıda bitirdiğim bir kitabı oldu.
AmokStefan Zweig · Qanun Neşriyat · 2018134,5bin okunma
Eğitim reformunda, Almanya'daki zulüme mazur kalmış ve ülkelerinden kaçmak zorunda kalan profesörler ile, yurt dışından eğitimli profesörler arayan Türkiye'nin aynı ana denk gelmiş bu sorunlu dönemi hakkında bilgi edinmek isteyenler için bir başlangıç kitabı dşyebilirim. Roamsanl bir üslup da içeren yazım tarzı ile sürükleyici bir kitap. Tüm bunların yanında Almanya ile tarihsel süreçte meydana çıkan bir kader ortaklığının bir kesiti gibi de geliyor bana. Düşününce ne kadar çok kritik zamanlarda ortak tarihimiz var dedirtti ban.
Ülkemiz egelmiş ve hayatlarını burada geçirip, bu topraklarda da dinlenmeye yatmış kişiler hakkında bir girizgah edinmek çok güzeldi. Beni en çok etkileyenler, belki de ülkemizde kalmaya devam ettikleri için Eduard Zuckmayer - Erich Frank, Curt Coswigg ve eşi oldu herhalde.
Tabi tüm bunların yanında, o zamanlarda ülkenin geleceğini imşa etmek için elde insanlardaki vizyonu görmek daha da etkileyici idi.
Kurtuluş Savaşı ile ilgili birçok konu çok yüzeysel olarak hep öğretiliri. Atatürk samsun'a çıktı, Erzurum Kongresi / Sivas Kongresi yapıldı diye başlanarak anlatılır, halbuki tüm bu aşamaların detaylarını öğrenmek, bugünün kıymetini anlamak için çok değerli. Bu bağlamda Erzurum Kongresi aşamasının nasıl oluştuğu, Kurtuluş'un nasıl milletin içinden çıktığını ifade etmesi bakımından hızlıca, keyf alarak okuduğum bir kitap oldu. Tek bu kitap ile Kongre hakkında her şey anlaşılmayacaktır, farklı bakış açılarını ve bilgileri de okumak gerekli ama Erzurum Kongresi'nin içeriğini öğrenmek için güzel bir başlangıç olduğunu düşünüyorum.
Erzurum KongresiMahmut Goloğlu · Türkiye İş Bankası Yayınları · 200860 okunma