Evet! Ben, yaratılışın krallarından olan ben, güzelim kızın çevresinde dönmeye başladım. Bin yıllık evrimin son eseri olan ben, yan yana dizilip beni arzuyla gözlemleyen bu maymunların, sekreterine notlar dikte eden şu yaşlı orangutanın, dostane bir havada gülümseyen dişi bir şempanzenin, kıkırdayan iki gorilin önündeki ben, bir insan, görülmedik kozmik koşullara özürler yakaran, o anda gezegenlerde ve gökyüzünde insan felsefesinin hayal bile ettiğinden çok daha fazla şeyin var olduğuna oldukça emin olan ben, Ulysse Merou, tavuskuşlarına has bir şekilde güzeller güzeli Nova'nın çevresinde dönerek aşk törenine başladım.
Gördüğüm bir manzara beni düşünmeye itti. Daha havadayken meyveyi yakalayan küçük bir kızın üzerine hemen yanındaki adam atlamış ve elindekini çekiştirmeye başlamıştı. Bunu gören maymun, mızrağını sallayıp parmaklıkların arasına sokmuş ve adamı kabaca ittirmiş, ardından da çocuğun ellerine aynı meyveden bir tane daha koymuştu. Bu varlıklarda da bir acıma duygusu olduğunu görmüş oldum.
... Bütün dikkatim gorildeydi. Ses dikkatini çektikten sonra çehresinde olan değişiklikleri izliyordum ve birtakım şaşırtıcı imaları fark etmiştim: Öncelikle, avını gözleyen avcının acımasızlığı ve bu alıştırmanın onda yaptığı ateşli tatmin duygusu ancak hepsinin de üstünde, o insanı mizacı vardı. Beni şaşırtan nokta da pek tabii buydu: Bu hayvanın gözbebeğinde, Soror'un insanlarında nafile aradığım zeka parıltısı vardı.
Beni yerimde donduran bu maymunun biz insanlar gibi doğru düzgün giyinmiş olması ve üstelik giysilerini de doğallıkla taşımasıydı. İlk olarak beni bu doğallık etkilemişti. Bana neredeyse, bu kılığa sokulmamış olması gayet olasıymış gibi geldi. Bu varlığın içinde bulunduğu durum gayet normaldi, Nova ve dostlarının çıplaklığı kadar normal.